LegalMind Blog

A101–CARREFOURSA DEVRİ KARARI REKABET HUKUKU AÇISINDAN ŞİRKETLERE NE ANLATIYOR?

A101–CarrefourSA devralma kararı; 48 mağazanın elden çıkarılması, yapısal ve davranışsal taahhütler, yerel pazar analizi ve birleşme-devralma süreçleri

Birleşme ve devralma işlemleri şirketler açısından çoğunlukla finansal değerleme, pazar büyümesi, operasyonel sinerji ve ölçek ekonomisi üzerinden ele alınmaktadır. Ancak belirli büyüklüğe ulaşan işlemlerde tarafların ticari olarak anlaşmış olması, devrin hukuken aynı kapsamda tamamlanabileceği anlamına gelmez. Rekabet hukuku, özellikle aynı veya ilişkili pazarlarda faaliyet gösteren büyük teşebbüsler arasındaki işlemlerde, satın alma işleminin ekonomik sınırlarını yeniden şekillendirebilecek ölçüde belirleyici hale gelebilmektedir. Rekabet Kurulunun 30 Temmuz 2026 tarihli ve 26-27/789-331 sayılı kararıyla CarrefourSA Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi AŞ’nin tek kontrolünün Yeni Mağazacılık AŞ aracılığıyla Aydın Ailesi tarafından devralınması işlemine koşullu izin verilmesi, bu durumun güncel ve önemli örneklerinden biridir. İşlem tamamen yasaklanmamış; ancak Rekabet Kurulunun değerlendirdiği rekabetçi risklerin giderilmesi amacıyla önemli yapısal ve davranışsal taahhütlere bağlanmıştır. Kararın şirketler açısından asıl önemi de burada ortaya çıkmaktadır. A101–CarrefourSA işlemi yalnızca perakende sektörünü ilgilendiren büyük bir satın alma değildir. Karar; birleşme ve devralma planlayan şirketlere pazar payı analizinin ne zaman yapılması gerektiğinden işlem sözleşmelerinin nasıl hazırlanması gerektiğine, yerel pazarların öneminden taahhütlerin işlem ekonomisi üzerindeki etkisine kadar uzanan geniş bir alanda önemli mesajlar vermektedir.

Rekabet Kurulu

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi, başta hakim durum yaratılması veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesi olmak üzere, ülkenin bütünü veya bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğurabilecek birleşme ve devralmaları yasaklamaktadır. Rekabet Kurumunun 2026 yılında güncellediği Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz da değerlendirmede yalnızca tarafların pazar paylarına değil; işlem sonrasında ortaya çıkabilecek tek taraflı etkiler, koordinasyon ihtimali, rakiplerin rekabetçi baskısı, pazara giriş imkanları ve pazarın genel yapısı gibi çok sayıda unsura bakıldığını ortaya koymaktadır.

A101–CarrefourSA işleminde Rekabet Kurulu, devralmayı bildirime tabi bir yoğunlaşma işlemi olarak incelemiş ve hızlı tüketim malları organize perakendeciliği alanında işlemin bazı noktalarda etkin rekabeti önemli ölçüde kısıtlayabileceği yönünde rekabetçi endişeler tespit etmiştir. Bunun üzerine A101 tarafından hem yapısal hem davranışsal nitelikte bir taahhüt paketi sunulmuş ve Kurul, bu taahhütlerin tespit edilen riskleri gidermek bakımından yeterli, uygun ve orantılı olduğu sonucuna ulaşarak işleme koşullu izin vermiştir. Kararın en dikkat çekici kısmını mağaza elden çıkarmaları oluşturmaktadır. Kabul edilen taahhütlere göre rekabetçi endişelerin tespit edildiği toplam 48 mağazanın elden çıkarılması öngörülmüştür. Bunların 10’u A101, 38’i ise CarrefourSA mağazalarından oluşmaktadır. Bunun yanında CarrefourSA’nın A101’den ayrı bir organizasyon yapısıyla faaliyet göstermeye devam etmesi ve günlük ticari faaliyetlerden sorumlu yönetici ve çalışanların iki şirket bakımından ayrı tutulması taahhüt edilmiştir.

Bu yapı, rekabet hukukunda birleşme ve devralmalara verilen iznin her zaman “işlemin bildirildiği şekliyle kabul edilmesi” anlamına gelmediğini göstermektedir. Kurul, işlemin ekonomik mantığını tamamen ortadan kaldırmadan rekabetçi risk yaratan unsurları işlemden ayırabilir veya tarafların işlem sonrasındaki davranışlarını belirli kurallara bağlayabilir.

48 Mağazanın Elden Çıkarılması

A101–CarrefourSA kararından çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri, rekabet hukuku incelemesinde yalnızca Türkiye genelindeki toplam pazar paylarına bakmanın yeterli olmadığıdır. Perakende gibi tüketicinin alışveriş yapmak için katlanacağı mesafenin önemli olduğu sektörlerde rekabet koşulları şehir, ilçe ve hatta belirli mağazaların çevresindeki yerel alanlar bakımından farklılaşabilir. Rekabet Kurulunun geçmiş perakende kararları da bu yaklaşımın yeni olmadığını göstermektedir. Örneğin CarrefourSA’nın belirli bölgelerde bulunan 34 mağazasının kiracılık haklarının Migros tarafından devralınmasına ilişkin 2021 tarihli incelemede Kurul, belirli mağazalar açısından oldukça dar coğrafi alanları değerlendirmiş ve bazı analizlerde mağazaların çevresindeki 0-5.000 metrelik alanları dikkate almıştır. Bu nedenle A101–CarrefourSA işlemindeki 48 mağazalık elden çıkarma paketinin de şirketler açısından temel mesajı açıktır: ulusal düzeyde kabul edilebilir görünen bir yoğunlaşma, yerel düzeyde ciddi rekabet sorunları yaratabilir. Özellikle zincir mağazacılık, akaryakıt, özel hastane, eğitim, lojistik merkezi, depo, sinema, spor salonu veya fiziksel hizmet noktalarının önemli olduğu sektörlerde satın alma öncesi rekabet analizi yalnızca şirketlerin toplam cirosu ve ulusal pazar payı üzerinden yapılmamalıdır. Lokasyonların birbirleriyle örtüşme derecesi, müşterilerin alternatif sağlayıcılara erişimi, belirli bölgelerde mevcut rakiplerin sayısı ve işlem sonrasında ortadan kalkacak rekabetçi baskı ayrıca değerlendirilmelidir. Dolayısıyla rekabet hukuku due diligence çalışmasının yalnızca “işlem bildirime tabi mi?” sorusuna cevap vermesi yeterli değildir. Asıl soru, işlem bildirildiğinde Rekabet Kurulunun hangi pazarlarda ve hangi lokasyonlarda rekabetçi endişe görebileceğinin önceden öngörülüp öngörülemeyeceğidir.

Bir şirket satın alma işlemini değerlendirirken hedef şirketin mağazaları, müşteri portföyü, dağıtım kanalları, üretim tesisleri, markaları veya diğer varlıklarının tamamını işlem değerlemesine dahil edebilir. Ancak rekabet hukuku incelemesi sonucunda bazı varlıkların elden çıkarılması gerekirse işlem kapanışında elde edilen ekonomik bütünlük başlangıçta fiyatlandırılan yapıdan farklı hale gelebilir. A101–CarrefourSA kararındaki 48 mağazalık elden çıkarma yükümlülüğü bu riskin somut bir örneğidir. Rekabet Kurumunun birleşme ve devralma işlemlerinde kabul edilebilir çözümlere ilişkin yaklaşımında da yapısal çözümler önemli bir yere sahiptir. Kurumun ilgili kılavuzunda elden çıkarılacak bir iş biriminin pazarda yaşayabilir, rekabet edebilir ve taraflardan bağımsız şekilde faaliyet gösterebilecek nitelikte olması gerektiği belirtilmektedir. Başka bir ifadeyle yalnızca ekonomik değeri düşük veya rekabet bakımından önemsiz birtakım varlıkların elden çıkarılması yeterli olmayabilir.

Yapısal ve Davranışsal Taahhütler Birlikte Kullanılabilir

Birleşme ve devralma işlemlerindeki rekabet sorunlarını gidermek amacıyla temel olarak yapısal ve davranışsal çözümler gündeme gelebilir. İşletme, marka, tesis veya mağaza gibi ekonomik birimlerin elden çıkarılması yapısal çözümlerin tipik örneğidir. Belirli ticari uygulamalardan kaçınılması, organizasyonların ayrı tutulması veya belirli davranışların sürdürülmesi ise davranışsal çözümler kapsamında değerlendirilebilir. Rekabet Kurumunun kabul edilebilir çözümler kılavuzu, kalıcı rekabet sorunlarının giderilmesinde yapısal çözümlerin önemli avantajlara sahip olduğuna işaret etmektedir. Davranışsal taahhütlerde ise teşebbüslerin gelecekteki davranışlarının izlenmesi gerektiğinden uygulama ve denetim sorunları ortaya çıkabilmektedir. A101–CarrefourSA kararında ise karma bir çözüm yapısı dikkat çekmektedir. Bir tarafta 48 mağazanın elden çıkarılması gibi doğrudan pazar yapısını değiştiren bir yapısal taahhüt bulunurken diğer tarafta CarrefourSA’nın ayrı organizasyon yapısıyla faaliyet göstermesi ve günlük ticari faaliyetlerden sorumlu çalışanların ayrıştırılması gibi davranışsal ve organizasyonel nitelikte yükümlülükler bulunmaktadır.

Birleşme ve Devralma Sözleşmeleri Rekabet Riskine Göre Hazırlanmalıdır

A101–CarrefourSA kararının şirket yönetimleri açısından en önemli sonuçlarından biri de rekabet hukuku riskinin satın alma sözleşmesine doğru biçimde yansıtılması gerektiğidir. Büyük ölçekli birleşme ve devralma işlemlerinde pay devir sözleşmesi veya varlık satış sözleşmesi hazırlanırken Rekabet Kurulu izninin kapanış ön koşulu olarak düzenlenmesi tek başına yeterli olmayabilir. Tarafların, Kurulun işleme ancak belirli taahhütler karşılığında izin vermesi ihtimalinde ne yapılacağını da önceden kararlaştırmaları gerekir. Örneğin belirli mağazaların veya faaliyetlerin elden çıkarılması istenirse hangi tarafın bunu kabul etmek zorunda olduğu, kabul edilebilecek taahhütlerin ekonomik sınırı, taahhüt nedeniyle işlem değerinde değişiklik yapılıp yapılmayacağı, izin sürecinin uzaması halinde sözleşmenin ne kadar süre yürürlükte kalacağı ve tarafların hangi noktada işlemden çekilebileceği sözleşmesel olarak belirlenebilir. Uluslararası birleşme ve devralma uygulamasında bu riskler çoğu zaman düzenleyici izin hükümleri, “best efforts” yükümlülükleri, long-stop date hükümleri ve tarafların hangi ölçüde çözüm veya elden çıkarma kabul etmek zorunda olduğunu belirleyen risk paylaşım hükümleri aracılığıyla yönetilmektedir. Dolayısıyla rekabet hukuku, işlem imzalandıktan sonra hukuk departmanına gönderilecek bir izin süreci olmaktan çıkarılmalı; işlemin ekonomik ve sözleşmesel mimarisinin oluşturulduğu ilk aşamadan itibaren değerlendirilmelidir.

İstihdam ve Yerel Tedarikçi Taahhütleri

Kararda yalnızca mağaza elden çıkarılması ve organizasyonel ayrışmaya ilişkin yükümlülükler bulunmamaktadır. İşlemin kapanışını takip eden üç yıl boyunca A101 ve CarrefourSA bünyesindeki toplam istihdam seviyesinin korunması ve mümkün olduğu ölçüde artırılması için makul çaba gösterilmesi de taahhüt paketinin parçalarından biridir. Bunun yanında üç yıl boyunca her takvim yılında en az 75 KOBİ veya yerel üretici/tedarikçinin özel bir destek programı kapsamında desteklenmesi öngörülmüştür. Açıklanan program kapsamında mağaza içi görünürlük, teşhir, pazarlama, dijital ve sosyal medya, katalog, veri, analitik, müşteri ilişkileri yönetimi ve çevrim içi satış kanalları gibi alanlarda destek sağlanması; kadın üretici ve girişimcilerin programa dahil edilmesine özen gösterilmesi de taahhütler arasında yer almaktadır. Yöresel ve yerli tarım ürünlerinin görünürlüğünü artırmaya yönelik bir “çatı marka” yaklaşımının geliştirilmesi de paket içinde bulunmaktadır.

Bu yükümlülükler, kararın yalnızca nihai tüketici tarafındaki rekabet yoğunlaşması açısından okunmaması gerektiğini düşündürmektedir. Rekabet Kurumunun 2023 tarihli Türkiye Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu da organize perakendede artan yoğunlaşmanın tedarik piyasaları üzerindeki etkilerini ve büyük perakendecilerin artan alıcı gücünü ayrıntılı biçimde ele almıştır. Bu nedenle özellikle büyük satın alma gücüne sahip şirketlerin birleşmelerinde rekabet değerlendirmesi yalnızca “tüketiciye hangi fiyat uygulanacak?” sorusuyla sınırlı görülmemelidir. Tedarikçilerin pazarlık gücü, alternatif satış kanallarına erişimi, küçük üreticilerin pazarda kalabilme kapasitesi ve yoğunlaşmanın tedarik zinciri üzerindeki etkileri de giderek daha önemli hale gelebilmektedir.

Şirketler Rekabet Hukuku Analizini Due Diligence Sürecinin Başına Taşımalı

Bir satın alma hedefi belirlendiğinde klasik due diligence sürecinde finansal tablolar, vergi riskleri, sözleşmeler, çalışan yükümlülükleri, fikrî mülkiyet hakları ve dava dosyaları incelenmektedir. Ancak rakiplerin birleştiği veya aynı pazardaki önemli oyuncuların işlem tarafı olduğu satın almalarda rekabet hukuku due diligence çalışmasının da ilk aşamalardan itibaren başlatılması gerekir. Bu analizde tarafların yalnızca mevcut pazar payları değil; faaliyet gösterdikleri ürün ve hizmet pazarları, müşteri grupları, fiziksel lokasyonları, tedarik ilişkileri, önemli rakipleri, pazara giriş engelleri, müşteri geçiş davranışları ve potansiyel rekabetçi etkiler değerlendirilmelidir. Rekabet Kurumunun 2026 yılında birleşme ve devralma kılavuzlarını güncellemiş olması da şirketlerin güncel mevzuat ve değerlendirme yaklaşımını esas alması gerektiğini göstermektedir. A101–CarrefourSA kararı özellikle çok sayıda fiziksel lokasyona sahip şirketler açısından bir “rekabet haritası” hazırlanmasının önemini göstermektedir. İşlem imzalanmadan önce iki şirketin lokasyonları harita üzerinde eşleştirilerek yüksek yoğunlaşma yaratabilecek bölgeler tespit edilebilir. Böylece hangi varlıkların potansiyel elden çıkarma adayı olabileceği ve bunun işlem değerlemesine etkisi önceden hesaplanabilir.

Rekabet Kurulu Bildirimi Bir Formalite Değildir

Şirketlerin birleşme ve devralma kontrolünde yaptığı temel hatalardan biri, bildirim yükümlülüğünü teknik bir prosedür olarak görmektir. Oysa Rekabet Kuruluna yapılan birleşme-devralma bildiriminin amacı yalnızca işlem hakkında Kurumu bilgilendirmek değildir. Kurul, işlemin piyasa yapısını nasıl değiştireceğini ileriye dönük olarak değerlendirmektedir. Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz, birleşme değerlendirmelerinde pazar paylarının tek başına belirleyici olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Belirli koşullarda tarafların toplam pazar payı daha düşük olsa dahi pazardaki diğer oyuncuların gücü, tarafların birbirine ne kadar yakın rakip olduğu, kapasite sınırlamaları ve işlem sonrasında ortaya çıkabilecek diğer rekabet etkileri dikkate alınarak endişe oluşabilir.

Koşullu izin kararlarında şirketler açısından bir diğer kritik konu, Rekabet Kuruluna sunulan taahhütlerin bağlayıcı olmasıdır. A101–CarrefourSA işleminde de izin kararına esas oluşturan taahhütlerin ihlal edilmesi halinde 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi kapsamında günlük olarak işleyebilecek idari para cezalarının gündeme gelebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla şirket açısından rekabet hukuku süreci izin kararının alındığı tarihte sona ermez. Taahhütlerin uygulanması için ayrı bir yönetişim ve denetim mekanizmasının kurulması gerekir. Hangi mağazaların hangi takvimde elden çıkarılacağı, organizasyonel ayrışmanın nasıl korunacağı, istihdam yükümlülüklerinin nasıl takip edileceği, KOBİ ve yerel tedarikçi programlarının hangi ölçütlerle yürütüleceği ve Kuruma yapılması gereken bildirim veya raporlamaların nasıl gerçekleştirileceği şirket içindeki belirli birimler tarafından takip edilmelidir.

A101–CarrefourSA Kararının Şirketlere Verdiği Temel Mesaj

A101–CarrefourSA işlemi, Türkiye’de birleşme ve devralma kontrolünün yalnızca büyük işlemlerin Kuruma bildirilmesinden ibaret olmadığını açık biçimde göstermektedir. Rekabet Kurulu bir işlemin stratejik veya ekonomik gerekçesini kabul etse dahi, işlem sonucunda belirli pazarlarda ortaya çıkabilecek rekabet kaybının giderilmesini isteyebilir. Şirketler açısından bundan çıkarılabilecek en önemli ders, rekabet hukukunun satın alma sürecinin son aşamasındaki bir onay prosedürü değil, işlemin tasarımını doğrudan etkileyen stratejik bir değişken olduğudur. Birleşme veya devralma planlayan şirketlerin bu nedenle daha işlem imzalanmadan önce bildirime tabi olma durumunu, ilgili pazarları, taraflar arasındaki yatay veya dikey örtüşmeleri, yerel yoğunlaşmaları, olası rekabetçi endişeleri ve kabul edilebilir taahhüt senaryolarını analiz etmesi gerekir. Olası elden çıkarmaların işlem değerine etkisi hesaplanmalı ve bu risk satın alma sözleşmesinde taraflar arasında açık biçimde paylaştırılmalıdır. A101–CarrefourSA kararının belki de şirketler açısından en basit fakat en önemli mesajı şudur: Bir şirketi satın almak üzere ticari anlaşmaya varmak ile o şirketi planlanan bütün ekonomik unsurlarıyla devralabilmek aynı şey değildir. Rekabet hukuku, işlemin kapsamını, değerini, takvimini ve işlem sonrasındaki organizasyon yapısını değiştirebilir. Bu nedenle birleşme ve devralma projelerinde rekabet hukuku araştırması ve güncel Rekabet Kurulu kararlarının incelenmesi, işlem stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir. LegalMind; Rekabet Kurumu kararlarının yanı sıra yargı kararlarını, mevzuatı, hukuk literatürünü ve Resmî Gazete içeriklerini tek bir hukuk veri kütüphanesinde bir araya getirerek hukuk profesyonellerinin birleşme-devralma ve rekabet hukuku araştırmalarını sistematik biçimde yürütmesine imkan sağlar. Yapay zeka hukuk asistanı Briefi aracılığıyla hukuki konular hakkında sorgulama yapılabilir; ilişkili karar ve mevzuatlara daha hızlı ulaşılabilir ve farklı kararlar arasındaki hukuki yaklaşım araştırılabilir.

Kategori: Rekabet Hukuku, Şirketler ve Ticaret Hukuku, LegalMind, LegalMind Hukuk Platformu, LegalMind Hukuk Veri Kütüphanesi

Etiketler: A101 CarrefourSA devri, CarrefourSA, A101, 4054 Sayılı Kanun

LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal