LegalMind Blog

ABD’NİN İRAN’A YÖNELİK YENİ İKİNCİL YAPTIRIMLARI VE TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN TİCARİ RİSKLER

ABD’NİN İRAN’A YÖNELİK YENİ İKİNCİL YAPTIRIMLARI VE TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN TİCARİ RİSKLER

2026 yılı Şubat ayı itibarıyla ABD’nin İran’a yönelik ikincil yaptırımlarını genişletmesi, yalnızca Amerikan şirketlerini değil, İran ile doğrudan ya da dolaylı ticari ilişkisi bulunan üçüncü ülke şirketlerini de doğrudan etkileyen bir hukuki dalga yarattı. Özellikle enerji, petrokimya, finans, lojistik ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler açısından yaptırım riski yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Türk şirketleri ise coğrafi konum, ticaret hacmi ve bölgesel bağlantılar nedeniyle bu riskten en fazla etkilenme potansiyeline sahip aktörler arasında bulunuyor.

İkincil yaptırımların temel özelliği, ABD vatandaşı olmayan şirketlerin de İran ile belirli ticari faaliyetlerde bulunmaları halinde ABD finans sistemine erişimlerinin kısıtlanabilmesidir. Bu durum, Türk şirketlerinin ABD doları üzerinden gerçekleştirdiği işlemler, Amerikan bankalarıyla kurduğu finansal ilişkiler ve ABD menşeli ürün veya teknoloji içeren ticari faaliyetleri bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle dolar bazlı uluslararası transferlerin büyük bölümünün ABD bankacılık sistemine temas etmesi, yaptırım riskini teorik bir ihtimal olmaktan çıkarıp pratik bir ticari engel haline getirmektedir.

2026 Şubat ayında ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından genişletilen yaptırım listeleri, İran enerji sektörüne dolaylı destek sağladığı değerlendirilen bazı yabancı şirketleri de kapsayacak şekilde güncellendi. Bu güncelleme sonrasında, İran ile doğrudan sözleşmesi bulunmayan ancak tedarik zinciri içinde yer alan bazı şirketlerin de incelemeye alındığı görüldü. Bu gelişme, Türk şirketleri açısından özellikle ara mal tedariki, taşımacılık ve sigorta hizmetleri alanında ciddi belirsizlikler yarattı.

Ticari sözleşmeler bakımından en kritik risk alanı, sözleşmenin ifasının yaptırımlar nedeniyle imkansız hale gelmesi durumudur. Örneğin, bir Türk şirketinin İran’daki bir firmaya makine ekipmanı satmak üzere yaptığı sözleşme, sözleşme yürürlükteyken alıcı şirketin yaptırım listesine alınması nedeniyle uygulanamaz hale gelebilir. Bu durumda satıcı teslimat yapamazken, alıcı taraf sözleşmenin ihlal edildiğini ileri sürebilir. Burada hukuki tartışma, yaptırım kararının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı ve tarafların sorumluluğunun nasıl belirleneceği noktasında yoğunlaşır.

Bankacılık işlemleri de yaptırımların en somut etkisinin görüldüğü alanlardan biridir. 2026’nın ilk çeyreğinde, bazı Türk şirketlerinin İran bağlantılı işlemler nedeniyle uluslararası bankalar tarafından incelemeye alındığı ve transferlerinin geçici olarak durdurulduğu yönünde sektörel raporlar yayımlandı. Ödeme sistemlerinin bloke edilmesi, teslimatı yapılmış ürünlerin bedelinin tahsil edilememesine yol açarak alacak davalarının artmasına neden olabilir. Satıcı şirketler ödeme alamadıkları için hukuki yollara başvururken, alıcı taraf ise yaptırım riski nedeniyle ödeme yapamadığını savunabilir.

İkincil yaptırımların bir diğer önemli boyutu, ABD finans sistemine erişimin kısıtlanması riskidir. ABD makamları, yaptırım ihlali tespit edilen şirketleri “özel olarak belirlenmiş kişiler” listesine alabilir veya ABD ile ticari işlem yapma kabiliyetini sınırlayabilir. Böyle bir yaptırım, şirketin küresel ticari itibarını ve kredi erişimini ciddi şekilde zedeleyebilir. Özellikle ihracat yapan ve uluslararası finansman kullanan Türk şirketleri açısından bu risk, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda stratejik bir tehdit anlamına gelir.

Lojistik ve taşımacılık alanında da hukuki riskler artmaktadır. İran’a veya İran bağlantılı limanlara yapılan sevkiyatlarda gemi sahipleri, sigorta şirketleri ve aracı finans kuruluşları daha temkinli davranmakta, bazı durumlarda sözleşmeleri tek taraflı olarak askıya alabilmektedir. Bu durum, taşıma sözleşmelerinin ihlali iddialarına ve uluslararası tahkim süreçlerine zemin hazırlayabilir. Özellikle deniz ticareti alanında faaliyet gösteren şirketler için yaptırım kaynaklı uyuşmazlıklar daha karmaşık hale gelmektedir.

Şirketler hukuku açısından bakıldığında, yönetim kurulu üyelerinin ve üst düzey yöneticilerin yaptırım risklerini öngörme ve gerekli uyum mekanizmalarını kurma yükümlülüğü bulunmaktadır. 2026 itibarıyla birçok uluslararası şirket, yaptırım uyum programlarını güncellemiş ve sözleşmelerine özel yaptırım maddeleri eklemiştir. Türk şirketleri için de benzer şekilde yaptırım taraması, karşı taraf incelemesi ve risk analizi süreçlerinin güçlendirilmesi kritik hale gelmiştir.

Bu süreçte ticari uyuşmazlıkların çözümünde emsal kararların ve mevzuatın incelenmesi büyük önem taşır. Yaptırım kaynaklı sözleşme fesihleri, ödeme blokeleri ve tazminat talepleri ile ilgili yargı kararlarının analiz edilmesi, şirketlerin hukuki stratejilerini belirlemesine yardımcı olur. Özellikle mücbir sebep hükümlerinin yorumlanması ve sözleşme sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi bakımından içtihatlar belirleyici rol oynar.

ABD’nin İran’a yönelik yeni ikincil yaptırımları, 2026 yılında Türk şirketleri için yalnızca siyasi bir gelişme değil, doğrudan ticari ve hukuki sonuçlar doğuran bir gerçeklik haline gelmiştir. Bu ortamda şirketlerin, sözleşmelerini gözden geçirmesi, yaptırım uyum programlarını güçlendirmesi ve olası uyuşmazlıklara karşı hukuki hazırlık yapması gerekmektedir. Hukuki risklerin doğru analiz edilmesi, benzer uyuşmazlıklarda verilen kararların incelenmesi ve güncel mevzuata hızlı erişim, şirketlerin bu süreci daha güvenli yönetmesini sağlar.

LegalMind, yaptırım hukuku, ticari sözleşmeler ve uluslararası ticaret uyuşmazlıkları ile ilgili milyonlarca yargı kararı, kurum kararı ve mevzuatı tek sistemde sunarak şirketlerin ve hukuk profesyonellerinin kapsamlı araştırma yapmasına imkan tanır. Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi, yaptırım kaynaklı ticari uyuşmazlıklar hakkında ilgili karar, mevzuat ve literatürü analiz ederek araştırma sürecini hızlandırır. İkincil yaptırımların arttığı 2026 döneminde doğru hukuki bilgiye hızlı erişim, ticari risk yönetiminin temel unsurlarından biri haline gelmiştir.

 


Kategori: Uluslararası Ticaret Hukuku, Ticaret Hukuku
Etiketler: ABD İran Yaptırımları, İkincil Yaptırım, Hukuk Teknolojisi, Ticari Uyuşmazlıklar
LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal