LegalMind Blog

ABD–ÇİN TEKNOLOJİ SAVAŞLARI VE İHRACAT KONTROLLERİ: 2026’DA TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN ARTAN HUKUKİ UYUŞMAZLIK RİSKLERİ

ABD–ÇİN TEKNOLOJİ SAVAŞLARI VE İHRACAT KONTROLLERİ: 2026’DA TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ İÇİN ARTAN HUKUKİ UYUŞMAZLIK RİSKLERİ

2026 yılı, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin uluslararası ticaret hukukuna doğrudan yansıdığı bir dönem oldu. ABD yönetimi, özellikle yarı iletkenler, yapay zeka işlemcileri, ileri üretim ekipmanları ve yüksek performanslı bilişim altyapılarının Çin’e ihracatına yönelik yeni ve daha kapsamlı kısıtlamalar getirdi. Bu düzenlemeler yalnızca ABD merkezli şirketleri değil, ABD teknolojisi kullanan veya ABD menşeli bileşen içeren ürünleri üreten uluslararası şirketleri de etkiledi. Sonuç olarak, daha önce imzalanmış birçok ticari sözleşme uygulanamaz hale geldi ve teknoloji sektöründe hukuki uyuşmazlıklar belirgin şekilde arttı.

İhracat kontrol düzenlemelerinin en doğrudan etkisi, teslim yükümlülüklerinin yerine getirilememesi oldu. Birçok teknoloji üreticisi, Çin’deki müşterileri ile yaptığı sözleşmeler kapsamında teslim etmeyi taahhüt ettiği işlemci, donanım veya üretim ekipmanlarını gönderemedi. Bunun nedeni, yeni düzenlemeler kapsamında ihracat lisansı alınmasının zorunlu hale gelmesi ve birçok başvurunun reddedilmesiydi. Bu durum, alıcı şirketlerin sözleşmenin ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talep etmesine neden oldu. Satıcı şirketler ise teslimatın hukuken imkansız hale geldiğini ve ihracat kontrol düzenlemelerinin sözleşmenin uygulanmasını engellediğini savundu. Bu tür uyuşmazlıklar, sözleşmenin ihlal edilip edilmediği, ihracat kısıtlamalarının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağı ve tarafların sorumluluklarının nasıl belirleneceği gibi temel hukuki soruları gündeme getirdi.

ABD’nin yapay zeka teknolojilerine yönelik ihracat kontrolleri, teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketler için ayrı bir risk alanı oluşturdu. Özellikle yapay zeka işlemcileri, veri işleme donanımları ve yüksek performanslı bilgi işlem sistemleri ile ilgili sözleşmeler, yeni düzenlemeler nedeniyle askıya alındı veya tamamen feshedildi. Bu durum, teknoloji şirketleri arasında ticari güvenin zedelenmesine ve uluslararası ticaret uyuşmazlıklarının artmasına neden oldu. Bazı durumlarda, alıcı şirketler teslimatın yapılamaması nedeniyle zarar ettiklerini ileri sürerek yüksek tutarlı tazminat taleplerinde bulundu. Satıcı şirketler ise ihracat düzenlemelerine uyma zorunluluğunun sözleşme yükümlülüklerinden önce geldiğini savundu.

Bu gelişmeler yalnızca doğrudan ticari ilişkileri değil, küresel tedarik zincirini de etkiledi. Birçok şirket, doğrudan Çin’e satış yapmasa bile, Çin ile bağlantılı üretim süreçlerinde yer aldığı için ihracat kontrol düzenlemelerinin kapsamına girdi. ABD teknolojisi içeren bileşenlerin dolaylı olarak Çin’e ulaşması bile hukuki risk doğurabilir hale geldi. Bu nedenle bazı şirketler, mevcut sözleşmelerini feshetmek zorunda kaldı veya yeni sözleşme imzalamaktan kaçındı. Bu durum, uluslararası teknoloji ticaretinde belirsizlik yaratırken, sözleşme ihlali ve ticari sorumluluk konularında yeni hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

İhracat kontrol düzenlemeleri nedeniyle bankacılık ve finans süreçlerinde de önemli sorunlar yaşandı. Uluslararası bankalar, yaptırım ve ihracat kontrol riskleri nedeniyle bazı ödeme işlemlerini durdurdu veya incelemeye aldı. Bu durum, teslimatı yapılmış ürünlerin bedelinin ödenememesi gibi yeni uyuşmazlık türlerini ortaya çıkardı. Satıcı şirketler alacaklarını tahsil edemedikleri için hukuki süreç başlatırken, alıcı şirketler ödeme yapmalarının düzenleyici risk oluşturduğunu savundu. Bu tür uyuşmazlıklar, ticaret hukuku ile bankacılık ve yaptırım hukukunun kesiştiği karmaşık bir hukuki alan oluşturdu.

ABD–Çin teknoloji gerilimi, uluslararası tahkim merkezlerinde açılan ticari dava sayısının artmasına da neden oldu. Özellikle teknoloji sözleşmeleri, lisans anlaşmaları ve donanım tedarik sözleşmeleri ile ilgili uyuşmazlıklar, tahkim süreçlerinin önemli bir bölümünü oluşturdu. Tahkim heyetleri ve mahkemeler, ihracat kontrol düzenlemelerinin sözleşme üzerindeki etkisini, tarafların sorumluluğunu ve sözleşmenin uygulanabilirliğini detaylı şekilde değerlendirmek zorunda kaldı. Bu süreç, teknoloji şirketlerinin hukuki risk yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu.

Bu gelişmeler, teknoloji şirketleri ve hukuk profesyonelleri için kapsamlı hukuki araştırmanın önemini artırdı. İhracat kontrol düzenlemeleri, yaptırım hukuku ve uluslararası ticaret sözleşmeleri ile ilgili emsal kararların incelenmesi, hukuki risklerin doğru şekilde analiz edilmesi açısından kritik hale geldi. Benzer uyuşmazlıklarda verilen mahkeme ve tahkim kararlarının incelenmesi, şirketlerin sözleşme stratejilerini belirlemesinde ve hukuki sorumluluklarını değerlendirmesinde önemli rol oynadı.

LegalMind, ihracat kontrol hukuku, teknoloji sözleşmeleri ve uluslararası ticaret uyuşmazlıkları ile ilgili milyonlarca yargı kararı, kurum kararı, mevzuat ve akademik kaynağı tek sistemde sunarak hukuki araştırma süreçlerini hızlandırır. Avukatlar ve şirket hukuk departmanları, benzer uyuşmazlıklara ilişkin kararları saniyeler içinde inceleyerek daha sağlam hukuki değerlendirmeler yapabilir. LegalMind bünyesinde yer alan Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi, ihracat kontrol düzenlemeleri ve teknoloji sözleşmeleri ile ilgili hukuki konuları analiz ederek ilgili karar, mevzuat ve literatürü birlikte sunar. Bu sayede teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketler ve hukuk profesyonelleri, hızla değişen uluslararası düzenlemeler karşısında daha bilinçli ve güvenli hukuki kararlar alabilir.

Kategori: Uluslararası Ticaret Hukuku, Ticaret Hukuku, Yaptırım Hukuku
Etiketler: ABD Çin Teknoloji Savaşları, İhracat Kontrolleri, Uluslararası Ticaret Hukuku, Teknoloji Sözleşmeleri, Ticari Uyuşmazlıklar, Hukuk Teknolojisi
LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal