ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU REHBERİ: USUL, KURALLAR VE DELİL SUNUMU
Giriş: Bireysel Başvuru Nedir ve Neden Önemlidir?
Tanım ve Hukuki Dayanak
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerle güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla yapılan istisnai bir hak arama yoludur. Bu yol, ceza hukuku, idare hukuku ve medeni hukuk gibi çeşitli hukuk alanlarında yaşanan mağduriyetler için bir yargısal çözüm sunmaktadır.Bireysel başvuru hakkı, 2010 yılında yapılan halk oylamasıyla Anayasa'nın 148. maddesine eklenen üçüncü fıkra ile anayasal bir güvenceye kavuşmuştur. Bu değişiklik, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruları inceleme görev ve yetkisini vermiştir. Bu düzenlemeler, 30 Mart 2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile somutlaştırılmış ve Kanun'un 76. maddesi uyarınca bireysel başvuruya ilişkin hükümler 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Bireysel başvuru usulüne dair ayrıntılı hükümler ise Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59 ila 84. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Bireysel başvurunun hem ulusal (Anayasa) hem de uluslararası (AİHS) hukuki dayanaklara sahip olması, Türkiye'nin insan hakları koruma mekanizmalarını güçlendirme ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki kararlılığını yansıtan önemli bir adımdır. Bu çift katmanlı hukuki temel, başvuruculara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gitmeden önce ulusal düzeyde etkili bir çözüm bulma imkânı sağlamaktadır. Bu yaklaşım, AİHM'in iş yükünü azaltma ve insan hakları ihlallerinin ulusal yargı sistemi içinde giderilmesini teşvik etme stratejik amacına hizmet etmektedir. Bu süreç, aynı zamanda ulusal yargının insan hakları standartlarına uyumunu artırma potansiyeli taşımaktadır.
Bireysel Başvurunun Amacı ve Niteliği (İkincillik İlkesi)
Bireysel başvuru yolu, olağanüstü, istisnai ve ikincil nitelikte bir anayasal denetim şeklidir. Bu durum, başvurucuların temel hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari ve yargısal nitelikteki tüm olağan kanun yollarını (temyiz, istinaf gibi) tüketmesi gerektiği anlamına gelmektedir.Anayasa Mahkemesi, temyiz veya istinaf mahkemesi gibi bir üst derece mahkemesi olarak işlev görmemektedir. Mahkeme, derece mahkemelerinin yerine geçerek vakıa veya delil değerlendirmesi yapmaz. Mahkemenin temel görevi, başvurucunun anayasal bir hakkının ihlal edilip edilmediğini ve bu ihlalin olağan kanun yollarıyla giderilip giderilemeyeceğini incelemektir. Anayasa Mahkemesi, alt mahkemelerin delil takdirine, açıkça keyfilik içermedikçe müdahale etme yetkisine sahip değildir.Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi, Anayasa Mahkemesi'nin sadece bir "son çare" mercii olmanın ötesinde, Türk yargı sisteminin bütününde insan hakları bilincini ve uygulama kalitesini artırmayı hedeflediğini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararları, yalnızca ilgili başvurucunun mağduriyetini gidermekle kalmamakta, aynı zamanda alt mahkemelerin benzer ihlalleri önlemesi ve içtihatlarını Anayasa'ya uygun yorumlaması yönünde güçlü bir sinyal ve içtihat rehberliği sağlamaktadır. Bu durum, yargısal tutarlılığın ve insan hakları standartlarının ülke genelinde yükseltilmesi için bir kaldıraç görevi görerek, yargı sisteminin bir bütün olarak daha iyi işlemesine hizmet etmektedir. Bu mekanizma, alt derece mahkemelerinin anayasal haklara ve AİHS standartlarına daha fazla dikkat etmeleri yönünde bir teşvik oluşturmaktadır. Mahkemeler, kararlarının Anayasa Mahkemesi tarafından anayasal ihlal açısından incelenebileceği bilinciyle, yasa hükümlerini ve olguları temel haklara uygun bir şekilde yorumlama ve uygulama eğiliminde olmaktadır. Bu durum, özellikle "pilot kararlar" gibi sistemik sorunları ele alan kararlar aracılığıyla, yasama veya idari düzenlemelerde değişikliklere yol açarak ve yargı genelinde "Anayasa'ya uygun yorum" anlayışını teşvik ederek daha sağlam ve hakları koruyucu bir ulusal hukuk sistemine katkıda bulunmaktadır.
Kimler Bireysel Başvuru Yapabilir?Gerçek Kişiler
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan veya yabancı uyruklu her gerçek kişi, Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapabilir. Ancak, yabancıların yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır. Başvurucu, 18 yaşını doldurmuş ve tam ehliyetli bir Türk vatandaşı olabileceği gibi, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığıyla da başvuru yapabilir.
Özel Hukuk Tüzel Kişileri (Şirketler, Dernekler vb.)
Özel hukuk tüzel kişileri, örneğin sendikalar, dernekler, vakıflar ve ticari ortaklıklar gibi kuruluşlar, ancak kendi tüzel kişiliklerine ait hakların ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilirler. Bu kapsamda, mülkiyet hakkı, hak arama özgürlüğü gibi tüzel kişiliğin faaliyet alanlarına uygun temel haklar konusunda başvuru yapılabilmektedir. Ancak, özel hukuk tüzel kişilerinin, üyelerine yönelik hak ihlali iddiaları konusunda bireysel başvuru yapamayacakları açıkça belirtilmiştir.Bu tüzel kişilik ayrımı, bireysel başvuru hakkının özel hukuk tüzel kişilerine tanınmasının, şirketler ve dernekler gibi kuruluşların da kamu gücü karşısında korunması gereken bağımsız bir hukuki süje olarak kabul edildiğini göstermektedir. Ancak, bu hakkın sadece tüzel kişiliğin "kendi" hakları için geçerli olması, tüzel kişiliğin üyelerinin (örneğin hissedarların) kişisel hak ihlallerinde başvurunun doğrudan üyeler tarafından yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu ayrım, tüzel kişiliğin hukuki bağımsızlığını vurgularken, aynı zamanda başvuru yapacak kişinin doğru hukuki sıfatla hareket etmesinin önemini de ortaya koymaktadır. Örneğin, bir şirketin kendi malvarlığına yönelik bir el koyma işlemine karşı başvuru yapması mümkünken, bir şirket yöneticisinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla şirketin kendisi adına başvuru yapması mümkün değildir (ilgili ihlal şirketin haklarını doğrudan etkilemediği sürece). Başvuru Yapamayacak Kişiler/Kurumlar (Kamu Tüzel Kişileri)Kamu tüzel kişileri, bireysel başvuru yapamazlar. Bu kuralın temel nedeni, bireysel başvurunun kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan hak ihlallerine yönelik bir yol olmasıdır. Kamu tüzel kişileri, doğaları gereği kamu gücünü kullanan birimler olduklarından, bu yolun hukuki niteliğine uygun düşmemektedirler.
Hangi Hak İhlalleri Bireysel Başvuru Konusu Olabilir?
Anayasa ve AİHS Ortak Koruma Alanındaki Haklar
Bireysel başvurunun konusunu, 1982 Anayasası'nda güvence altına alınan ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veya ek protokolleri kapsamında olan temel hak ve özgürlükler oluşturmaktadır. Bu durum, "ortak koruma alanı" ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Bu ilke, başvurucuların her hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne gidemeyeceği anlamına gelmektedir. Bu durum, başvurucunun hak iddialarını doğru hukuki zemine oturtmasını zorunlu kılmaktadır; aksi takdirde başvuru, esasa girilmeden kabul edilemezlik kararıyla reddedilebilmektedir. Bu, özellikle hukukçular için, müvekkilin yaşadığı mağduriyetin hangi anayasal hak kapsamında değerlendirileceğini ve bu hakkın AİHS'de bir karşılığı olup olmadığını titizlikle analiz etmeyi gerektiren kritik bir hukuki strateji noktasıdır. Başvurucular ve onların hukuki temsilcileri, ilgili Anayasa maddesi ile AİHS maddesi arasındaki bağlantıyı açıkça kurmalı ve ihlal iddiasının bu ortak koruma alanına girdiğini göstermelidir. Bu hassas hukuki çerçeveleme, kabul edilebilirlik eşiğini aşmak için hayati önem taşımaktadır.Bireysel başvuruya konu olabilecek temel hak ve özgürlükler şunlardır:
● Yaşama Hakkı: Bir kişinin herhangi bir şekilde öldürülmesinden sonra, ölüme sebebiyet veren kişilerin tespiti ve cezalandırılması için devletin ilgili birimlerince etkili bir soruşturmanın yapılmaması halinde yaşama hakkının ihlali söz konusu olabilir.
● İşkence Yasağı: AİHS'in 3. maddesinde düzenlenmiştir. Uykusuz bırakma, yorma, aç bırakma, yakınlarına zarar verme tehdidi gibi durumlar da işkence ve kötü muamele olarak değerlendirilebilir.
● Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı: Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınmıştır. Hukuka aykırı yakalama, tutuklama, adli kontrol uygulamaları, ıslah veya tedavi amacıyla tutulması halinde hukuka aykırı hareket edilmiş olması bu hakkın ihlaline yol açabilir.
● Adil Yargılanma Hakkı: Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Özellikle makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle çok sayıda tazminata hükmedilmiştir. Bu hak, mahkemeye erişim hakkı, gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılama ilkesi, masumiyet karinesi ve makul sürede yargılanma hakkı gibi alt başlıkları içermektedir. Anayasa Mahkemesi, usul kurallarını uygularken aşırı şekilcilikten veya aşırı gevşeklikten kaçınılması gerektiğini vurgulamaktadır.
● Özel Hayatın, Aile Hayatının, Konut ve Haberleşme Hürriyetinin Korunması: Anayasa'nın 20. ve 21. maddeleri ile AİHS'in 8. maddesinde düzenlenmiştir. Bireyin kişiliğini geliştirme, özgürce yaşama, diğer kişilerle özgürce iletişim kurma, aile hayatı ve konut dokunulmazlığı bu kapsamdadır.
● Düşünce ve İfade Özgürlüğü: Anayasa'nın 25. ve 26. maddeleri ile AİHS'in 10. maddesinde düzenlenmiştir. Kamu otoritelerinin müdahalesi olmaksızın görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü kapsar. Bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir.
● Din ve Vicdan Özgürlüğü: Anayasa'da ve AİHS'de güvence altına alınmıştır.
● Mülkiyet Hakkı: Anayasa'nın 35. maddesi ve AİHS Ek Protokol 1, Madde 1 ile korunmaktadır. Kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir; ancak müdahale ile elde edilmek istenen kamu yararı amacı arasında adil bir denge kurulmalıdır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin eksik belirlenmesi, fiili el atma, yargı kararlarının icra edilmemesi, kamu alacaklarının tahsilinde haksız çıkma zammı uygulanması, sosyal güvenlik ödemelerinin geri istenmesi gibi birçok durumu mülkiyet hakkı ihlali olarak değerlendirmiştir.
● Diğer Haklar: Örgütlenme ve toplanma hakkı, eğitim ve öğrenim hakkı, serbest seçim hakkı, etkili başvuru hakkı, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı da bireysel başvuruya konu olabilir.
Bireysel Başvuru Kapsamı Dışında Kalan Durumlar
Her temel hak ihlali iddiası bireysel başvuruya konu olamamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin yetki alanı dışındaki durumlar şunlardır:
● Türkiye'nin taraf olmadığı AİHS ek protokollerinde yer alan haklar (örneğin, borçtan dolayı özgürlükten yoksun bırakılma yasağı, iki dereceli yargılanma hakkı, aynı suçtan iki kez yargılanmama) bireysel başvuruya konu edilemez.
● Anayasa'da güvence altına alınıp da AİHS'de veya ek protokollerinde yer almayan temel haklar (örneğin, çalışma ve sözleşme hürriyeti, çalışma hakkı ve ödevi, çalışma şartları ve dinlenme hakkı, sosyal güvenlik hakkı, kamu hizmetine girme hakkı) bireysel başvuruya konu edilemez.
● Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz.
● Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasa'nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.
Bireysel Başvurunun Kabul Edilebilirlik Şartları (Genel Kurallar)
Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi İlkesi
Bireysel başvuru, temel hak ihlallerinin öncelikle ilk derece mahkemeleri tarafından telafi edilmesi gerektiği ikincil bir hukuki çare olduğundan, başvurucunun, ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamını bireysel başvuru yapılmadan önce tüketmesi zorunludur. Bu yollar genellikle temyiz ve istinaf gibi olağan kanun yollarıdır.Anayasa Mahkemesi, bir kanun yolunun etkili olup olmadığını değerlendirme yetkisine sahiptir. Eğer bir kanun yolu, başvurucunun iddia ettiği ihlali giderme potansiyeline sahip değilse veya aşırı bürokratik ya da maliyetli ise, o yolun tüketilmesi beklenmeyebilir. Örneğin, kanun yararına bozma gibi sadece ilgili merciin takdirini harekete geçirmeye yönelik yollar, bireysel başvuru süresini etkilememektedir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, karar düzeltme yoluna başvurulmasının zorunlu olmamasına rağmen, bu yolu kullananların lehine yorum yaparak sürenin yüksek mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlayabileceğini kabul etmiştir. Bu durum, başvurucunun sadece kanun yollarını tüketmekle kalmayıp, aynı zamanda bu yolların "etkili" olup olmadığını da değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir. Bir kanun yolunun etkisiz olduğu düşünülüyorsa, bu durumun başvuruda açıkça belirtilmesi ve gerekçelendirilmesi önemlidir.
Süre Şartı (30 Gün Kuralı ve İstisnaları)
Bireysel başvuru, olağan kanun yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.Sürenin başlangıcı, kararın tebliği veya öğrenme ile başlar. Başvurucu veya avukatının nihai kararı UYAP üzerinden açıp okuması, dosyadan fotokopi alması veya fiziki olarak incelemesi gibi durumlarda, tebliğ edilmeden önce dahi öğrenme gerçekleşmiş sayılır ve 30 günlük süre bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Elektronik tebligatlarda, tebligatın posta adresine ulaşmasını takiben 5 gün sonra tebliğ edilmiş sayılsa da, tebligatın açılıp okunduğu tarih itibarıyla 30 günlük süre başlamaktadır. Yüze karşı verilen kararlar kesin ise, başvuru süresi kararın tefhim edildiği (yüze karşı okunduğu) tarihtir. Gıyapta verilen kararlarda ise kararın tebliğ edildiği tarih sürenin başlangıç tarihidir. Soruşturma aşamasında yapılan işlemler ile tutuklama ve tutuklamanın devamına dair kararların hukuka aykırılığı nedeniyle yapılacak başvurularda, süre bu tür kararlara karşı yapılan itirazların reddine dair verilen kararların tebliği ya da tefhimi ile başlar. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği düşünülüyorsa, yargılamanın her aşamasında başvuru yapılabilir ve bu durumda 30 günlük başvuru süresi, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren başlar.
İstisnalar: Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle 30 günlük başvuru süresinin kaçırılması hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde mazerete ilişkin belgelerle başvuru yapılabilir. Temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan başvurularda da bu kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde yapılan başvurular süresinde yapılmış kabul edilebilir. Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi değildir, bu nedenle adli tatilde süreler işlemeye devam eder.
Kişisel ve Doğrudan Etkilenme (Mağduriyet)
Bireysel başvuru, ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. Başvurucunun, ihlalden dolayı kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesi temel bir önkoşuldur. Kamu tüzel kişileri, kamu gücünün kullanılmasından kaynaklanan hak ihlallerine yönelik bir yol olduğu için bireysel başvuru yapamazlar.
Açıkça Dayanaktan Yoksun Olmama Kriteri
Anayasa Mahkemesi, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Bu, Anayasa Mahkemesi'nin derece mahkemelerinin yerine geçerek vakıa veya delil değerlendirmesi yapmadığı anlamına gelir. Ancak, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisi kapsamındadır. İhlal iddialarının kanıtlanamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikayetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.
Zaman Bakımından Yetki (23 Eylül 2012 Sonrası Kesinleşen Kararlar)
Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan başvuruları incelemektedir. Bu tarihten önce kesinleşen kararlar ise inceleme kapsamı dışındadır. Bu kural, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru yetkisinin başlangıç tarihine ilişkin açık bir sınırlama getirmektedir.
Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır? (Usul ve Şekil Şartları)Başvuru Formunun Doldurulması (Zorunlu Bilgiler)
Bireysel başvurular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ekinde örneği bulunan ve Mahkeme'nin internet sitesinde yayımlanan bireysel başvuru formu kullanılarak resmî dilde (Türkçe) yapılmak zorundadır. Başvuru formu haricinde ayrı bir dava dilekçesi veya başvuru dilekçesi doldurulması gerekmemektedir. Form kullanılmadan yapılan başvurularda, eksiklik yazısı gönderilerek başvuruculardan formun usulüne uygun ve eksiksiz bir şekilde doldurulması istenmektedir.Başvuru formunda yer alması gereken zorunlu bilgiler şunlardır:
● Başvurucunun Kimlik Bilgileri: T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, anne adı, baba adı, doğum tarihi, uyruğu, yazışma adresi, varsa telefon numaraları ve elektronik posta adresi. Yabancı uyruklular için pasaportta yer alan ad ve soyadı kısaltılmadan yazılmalıdır.
● Tüzel Kişi Başvurucular İçin: Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) numarası, unvanı, adresi ve tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası (yabancı ise vergi numarası veya yabancılara mahsus kimlik numarası). Temsile yetki belgesinin başvuru formuna eklenmesi zorunludur.
● Avukat veya Kanuni Temsilci Bilgileri: Avukatın kayıtlı olduğu baronun adı, baro sicil numarası; kanuni temsilcinin kimlik ve iletişim bilgileri.
● Başvuruya Konu Olaylar ve Yargısal Süreç: Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti ve başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların tarih sırasına göre açık ve özet bir şekilde aktarılması gerekmektedir.
● İhlalin Öğrenildiği Tarih: Başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih belirtilmelidir. Tebliğ veya öğrenmeye ilişkin belge varsa başvuru formuna eklenmelidir.
● İhlal İddiaları ve Gerekçeleri: Anayasa'da güvence altına alınan ve AİHS kapsamında olan hangi temel hak ve özgürlüğün, hangi nedenle ihlal edildiği açık ve özet bir şekilde yazılmalıdır. Başvurucu, gerekçelerini açık, sade ve anlaşılır bir şekilde delilleriyle birlikte ortaya koymalıdır.
● Başvurucunun Talepleri: İhlalin tespiti, ihlalden kaynaklanan sonuçların ortadan kaldırılması, yeniden yargılama veya tazminat talepleri açıkça belirtilmelidir. Özellikle tazminat talebi varsa, uğranılan zarar miktarı belirlenerek talep edilmeli ve buna ilişkin belgeler sunulmalıdır; aksi halde Mahkeme ihlal kararı verse bile tazminata hükmetmeyebilir.
● Diğer Bilgiler: Başvurucunun Mahkeme önünde devam eden başka bir başvurusu varsa numarası; kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebi ve gerekçeleri; kısa mesaj (SMS) veya elektronik posta yoluyla bilgilendirme isteyip istemediği; maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik tedbir talebi ve gerekçeleri.Gerekli BelgelerBaşvuru formuna eklenmesi gereken belgeler şunlardır:
● Nihai Karar veya İşlemi Gösteren Belge: İhlale neden olan kesin kararın (başvuru yollarının tüketildiğini gösteren en son karar) tarihi, esas ve karar numaraları ile tebliğ veya öğrenme tarihi.
● İhlal İddialarını Temellendirecek Belgeler: Başvuruda ileri sürülen hak ihlali iddialarını kanıtlayacak somut delillerin onaylı örnekleri.
● Tazminat Talebine İlişkin Belgeler: Uğranılan zararı ve miktarını gösteren belgeler.
● Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolu Başvuru Dilekçeleri: Önceki başvuru dilekçelerinin onaylı örnekleri.
● Mazeret Belgeleri: Başvuru süresinde yapılamamışsa, mazereti ispatlayan belgeler.
● Adli Yardım Belgeleri: Adli yardım talebi varsa, başvurucunun yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeler (fakirlik belgesi, SGK ve tapu kayıtları gibi) ve mevzuatta öngörülen diğer belgeler.
● Vekaletname/Temsil Yetki Belgesi: Avukat veya kanuni temsilci aracılığıyla yapılan başvurularda, başvurucuyu temsile yetkili olunduğuna dair mevzuata uygun belgenin eklenmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurularda vekaletnamede özel yetki bulunmasına gerek yoktur, genel dava vekaletnamesiyle bireysel başvuru yapılabilir.
Başvuru Mercileri ve Yöntemleri
Bireysel başvurular, Anayasa Mahkemesine doğrudan müracaatla, diğer mahkemeler (ilk derece mahkemeleri, istinaf veya temyiz mahkemeleri) veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Başvuruların başvuruya konu kararı veren mahkemeler vasıtasıyla yapılma zorunluluğu bulunmamaktadır. UYAP veya e-Devlet üzerinden bireysel başvuru yapılamamaktadır. Ayrıca, posta, e-posta veya telgraf gibi yollarla yapılan başvurular incelemeye alınmaksızın reddedilmektedir. Usulüne uygun hazırlanan başvuru formu, harç tahsil makbuzuyla birlikte ilgili mercilere teslim edildiğinde başvurucuya veya temsilcisine alındı belgesi verilir ve bu tarih, başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir.
Başvuru Harcı ve Adli Yardım Talebi
Bireysel başvuru harca tabidir. Başvuru harcının yatırıldığına ilişkin belgenin başvuru formuna eklenmesi zorunludur. Başvuru harcını ödeyemeyecek durumda olan başvurucular, adli yardım talebinde bulunabilirler. Adli yardım talebi, başvuru formunda açıkça belirtilmeli ve başvurucunun yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olduğunu gösteren mali belgeler forma eklenmelidir. Yabancı kişilerin adli yardım talebinde bulunabilmesi kural olarak karşılıklılık şartının varlığına bağlıdır.
Hukuki Temsil (Avukatla Başvuru ve Önemi)
Bireysel başvuruda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır; başvurucu bizzat, kanuni temsilcisi ya da avukatı tarafından başvuru yapabilir. Ancak, böylesine önemli ve teknik bir iç hukuk yolu olan bireysel başvurudan istenilen neticeyi alabilmek için başvurucunun bir avukat aracılığıyla başvuru yapması daha isabetli olacaktır. Hukuki temsilci aracılığıyla başvuru yapılması, başvurunun daha sağlıklı ve yerinde olmasına yardımcı olabilir. Özellikle yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, başvuru formunun yalnızca Türkçe doldurulabilmesi nedeniyle profesyonel avukatlık hizmeti alması tavsiye edilmektedir.
Delillerin Sunulması ve Değerlendirilmesiİhlal İddialarını Temellendirecek Somut Delillerin Önemi
Anayasa Mahkemesi, başvurunun değerlendirilmesinde somut delillerin ve açık bir hukuki ihlalin olmasını bekler. Başvurulan ihlal, soyut bir iddia olmamalıdır; yani, başvurulan kişinin karşılaştığı ihlali açıkça kanıtlaması gerekmektedir. Başvurucu, Anayasa'da güvence altına alınan ve AİHS kapsamında olan haklarından hangisinin hangi işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiğine ilişkin olayların hangi temel hakkı ihlal ettiğine dair bağlantıyı kurmalı ve gerekçelerini delilleriyle birlikte açık, sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymalıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin Delil Değerlendirme Yetkisinin Sınırları
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulara ilişkin incelemesi, başvuru kapsamıyla sınırlıdır. Mahkeme, başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi, hâkimin takdir yetkisini kullanması gibi hususları bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutmaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi değildir.Bu durum, Anayasa Mahkemesi'nin bir temyiz veya Yargıtay mahkemesi gibi işlev görmediğini, yani genel mahkemelerin olguları veya delilleri doğru bir şekilde değerlendirip değerlendirmediğini yeniden incelemediğini göstermektedir. Mahkemenin rolü, delillerin sunulması da dahil olmak üzere başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını değerlendirmektir. Bu nedenle, başvurucuların, derece mahkemelerinde delillerini eksiksiz ve güçlü bir şekilde sunmaları, Anayasa Mahkemesi'ne gelmeden önce hak ihlalinin giderilmesi için kritik öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, ancak derece mahkemelerinin delil takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık bir keyfilik bulunması halinde müdahale edebilmektedir.
Bireysel Başvurunun İncelenmesi ve Karar SüreciÖn İnceleme ve Kabul Edilebilirlik Aşaması
Bireysel başvurular, Mahkeme'ye ulaştıktan sonra ön incelemeden geçirilmektedir. Bu aşamada, başvurunun 30 günlük sürede yapılıp yapılmadığı, başvuru formu ve eklerinde herhangi bir eksikliğin bulunup bulunmadığı incelenir. Tespit edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde (genellikle 15 gün) tamamlanmaması hâlinde başvuru, Komisyonlar Başraportörü tarafından idari yönden reddedilir. Bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Komisyona itiraz edilebilir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir. Herhangi bir eksiklik tespit edilemediği takdirde dosya, kabul edilebilirlik incelemesinden geçirilmek üzere komisyonlara sevk edilmektedir. Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır ve kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir. Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.
Esas İnceleme Aşaması
Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esas incelemesi bölümler tarafından yapılır. Başkan, iş yükünün bölümler arasında dengeli bir şekilde dağıtılması için gerekli önlemleri alır. Esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu görülen tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir.
Geçici Tedbir Kararı Talebi ve Şartları
Bireysel başvuru incelemesi devam ederken, kesinleşmiş kararın veya kamu gücü işleminin icrası veya infazı devam eder. Ancak, Anayasa Mahkemesi tarafından tedbir kararı verilmesi bu durumun bir istisnasıdır. Tedbir kararı, icra ve infazı durdurur. Tedbir talebi, başvuru formunda açıkça dile getirilmelidir. Anayasa Mahkemesi, tedbir kararını resen de verebilmektedir. Geçici tedbir kararının verilmesi durumunda, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içerisinde verilmesi gerekmektedir.
Karar Türleri
Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak, Anayasa Mahkemesi yerindelik denetimi yapamaz ve idari eylem veya işlem niteliğinde karar veremez. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararları, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmetme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.Anayasa Mahkemesi'nin verebileceği başlıca karar türleri şunlardır:
● İdari Ret Kararı: Başvurunun şekil eksiklikleri nedeniyle idari olarak reddi.
● Kabul Edilebilirlik Kararı: Başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını taşıdığına karar verilmesi. Bu, başvurucunun haklı görüldüğü veya hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez.
● Kabul Edilemezlik Kararı: Başvurunun kabul edilebilirlik şartlarını taşımaması (örneğin, süre aşımı, açıkça dayanaktan yoksunluk, kanun yollarının tüketilmemesi) nedeniyle reddi.
● Düşme Kararı: Başvurucunun feragat etmesi veya başvuru konusunun ortadan kalkması gibi durumlarda verilen karar.
● İhlal Kararı: Başvurucunun Anayasa ve AİHS ile korunan bir hakkının kamu gücü tarafından ihlal edildiğinin tespiti.
● İhlal Yok Kararı: Başvurucunun hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi.
● Pilot Karar: Sistemik bir sorundan kaynaklanan ihlallerin tespiti ve bu sorunun giderilmesi için ilgili kurumlara genel nitelikli tavsiyelerde bulunulması.
● Tedbir Kararı: Başvuru konusunun aciliyeti ve telafisi güç veya imkânsız zararların önlenmesi amacıyla verilen geçici karar.Kararların imzalı asıl suretleri Anayasa Mahkemesi arşivinde saklanır. Kararların birer örneği başvurucuya, Adalet Bakanlığına ve diğer ilgililere tebliğ edilir.
Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Hususlar ve Tavsiyeler
Bireysel başvuru süreci, hukuki ve teknik detaylar içeren karmaşık bir süreçtir. Başvurucuların bu süreçte dikkat etmeleri gereken başlıca hususlar ve tavsiyeler aşağıda sıralanmıştır:
● Başvurunun Titizlikle ve Eksiksiz Hazırlanması: Başvuru formunun eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurulması, ihlal iddialarının somut delillerle desteklenmesi ve gerekli tüm belgelerin sunulması büyük önem taşımaktadır. Eksiklik durumunda verilen 15 günlük süre içinde tamamlanmayan başvurular idari olarak reddedilebilir.
● Hukuki Yardım Almanın Faydaları ve Neden Önemli Olduğu: Bireysel başvuruda avukat tutma zorunluluğu olmasa da, sürecin hukuki karmaşıklığı nedeniyle bir hukuk uzmanından yardım almak, başvurunun kabul edilebilirliğini artıracak ve olumlu sonuç alma olasılığını yükseltecektir. Hukuki yardım, hak ihlalinin doğru hukuki zemine oturtulmasında, delillerin etkin sunumunda ve usuli hataların önlenmesinde kritik rol oynar.
● Başvuru Sürecinin Takibi ve Bilgilendirme Yöntemleri: Bireysel başvuruların karara bağlanmasında herhangi bir yasal süre koşulu öngörülmemiştir. Kural olarak başvurular, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanır. Başvurunun durumu hakkında bilgi almak için Anayasa Mahkemesi ile yazışmaların İçtüzükte belirlenen bireysel başvuru usulüne uygun olarak yazılı yapılması gerekmektedir. Başvuru aşamalarının e-Devlet sistemi üzerinden takip edilmesi mümkündür. Başvurucu, formda SMS veya elektronik posta yoluyla bilgilendirme yapılmasını isteyebilir.
● Tazminat Talebinin Açıkça Belirtilmesi: Tazminat talebi varsa, başvuru formunda açıkça belirtilmeli ve uğranılan zarara ilişkin belgeler sunulmalıdır. Aksi takdirde, Mahkeme ihlal kararı verse dahi tazminata hükmetmeyebilir.
● Tedbir Talebinin Gerekçelendirilmesi: Telafisi güç veya imkânsız zararların önlenmesi amacıyla tedbir talebinde bulunulacaksa, bu talebin gerekçeleriyle birlikte başvuru formunda açıkça dile getirilmesi önemlidir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, Türkiye'deki temel hak ve özgürlüklerin korunması için kritik bir iç hukuk yoludur. Bu mekanizma, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen anayasal hakların giderilmesi ve yargısal süreçlerin insan hakları standartlarına uygunluğunun sağlanması amacını taşımaktadır. Başvurunun başarıyla sonuçlanması, olağan kanun yollarının eksiksiz tüketilmesi, belirlenen süre şartlarına titizlikle uyulması, başvuru formunun ve eklerinin eksiksiz ve doğru bir şekilde hazırlanması gibi bir dizi kabul edilebilirlik şartının yerine getirilmesine bağlıdır.Anayasa Mahkemesi'nin delil değerlendirme yetkisinin sınırlı olması, başvurucuların derece mahkemeleri önünde iddialarını güçlü delillerle desteklemesinin önemini vurgulamaktadır. Mahkeme, alt mahkemelerin yerindelik denetimini yapmamakta, ancak bariz takdir hatası veya açık keyfilik içeren durumları inceleyebilmektedir. Sürecin karmaşıklığı ve hukuki incelikleri göz önüne alındığında, bireysel başvuru yapmayı düşünen gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, alanında uzman bir hukuk firmasından profesyonel hukuki destek almaları, hak arama süreçlerinde karşılaşabilecekleri riskleri en aza indirmek ve başvurularının kabul edilebilirliğini artırmak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım, sadece bireysel mağduriyetlerin giderilmesine değil, aynı zamanda Türk yargı sisteminin insan hakları alanındaki genel kalitesinin artırılmasına da katkıda bulunmaktadır.
