LegalMind Blog

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YENİ DİJİTAL VERGİ DÜZENLEMESİ TÜRK ŞİRKETLERİ NASIL ETKİLENECEK?

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YENİ DİJİTAL VERGİ DÜZENLEMESİ TÜRK ŞİRKETLERİ NASIL ETKİLENECEK?

2026 itibarıyla Avrupa Birliği, dijital ekonomiden elde edilen gelirleri daha etkin vergilendirmek amacıyla dijital vergi düzenlemelerini genişletti. Özellikle AB içinde kullanıcıya ulaşan ancak fiziki varlığı bulunmayan şirketlerin vergilendirilmesi hedefleniyor. Bu değişiklik, Türkiye’den AB’ye yazılım hizmeti sunan, dijital reklam geliri elde eden, SaaS modeliyle çalışan ya da e-ticaret yapan şirketleri doğrudan etkileyebilir.

Yeni düzenlemeler iki ana eksende şekilleniyor. Birincisi, dijital hizmet sağlayıcılarının kullanıcı ülkesinde vergilendirilmesine yönelik yaklaşım. İkincisi ise platform ekonomisi üzerinden elde edilen komisyon ve reklam gelirlerinin şeffaf şekilde raporlanması. AB, dijital faaliyetlerin “ekonomik varlık” oluşturduğu ülkede vergilendirilmesi gerektiği görüşünü güçlendirmiş durumda. Bu, fiziksel ofisi bulunmayan ancak AB’de ciddi kullanıcı kitlesi olan Türk şirketleri için yeni bir vergi yükü anlamına gelebilir.

Örneğin Türkiye merkezli bir yazılım firması Almanya ve Fransa’daki müşterilere abonelik bazlı hizmet sunuyorsa, gelirinin bir kısmı AB içinde vergilendirilebilir. Daha önce yalnızca Türkiye’de kurumlar vergisine tabi olan bu gelir, artık AB dijital vergi kapsamına girebilir. Özellikle belirli ciro eşiklerini aşan şirketler için kayıt ve beyan yükümlülükleri söz konusu olabilir.

E-ticaret yapan firmalar açısından da risk artmış durumda. AB, platform aracılığıyla satış yapan satıcıların vergi uyumunu daha sıkı denetliyor. Amazon veya benzeri platformlar üzerinden satış yapan Türk firmalarının KDV yükümlülükleri ve raporlama süreçleri daha ayrıntılı inceleniyor. Yanlış beyan veya eksik kayıt halinde para cezaları ve geriye dönük vergi tahakkuku gündeme gelebilir.

Dijital reklam geliri elde eden şirketler de kapsam dahilinde. Eğer bir Türk medya şirketi AB kullanıcılarına yönelik reklam gösterimi yapıyorsa, reklam geliri üzerinden AB içinde vergi doğabilir. Bu durum özellikle mobil uygulama geliştiricileri ve dijital içerik üreticileri için önemlidir.

Yeni düzenlemeler yalnızca vergi ödeme yükümlülüğü getirmiyor; aynı zamanda ciddi bir uyum süreci gerektiriyor. Şirketlerin AB içinde vergi numarası alması, yerel temsilci ataması ve düzenli raporlama yapması gerekebilir. Küçük ve orta ölçekli firmalar için bu idari yük, maliyetleri artırabilir.

Bir diğer kritik konu çifte vergilendirme riskidir. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları devreye girse de, dijital faaliyetlerin hangi ülkede vergilendirileceği konusunda yorum farkları ortaya çıkabilir. Bu da vergi uyuşmazlıklarını artırabilir.

2026’da bazı AB ülkelerinde dijital vergi kaynaklı ilk uyuşmazlıklar görülmeye başladı. Özellikle kullanıcı sayısı ve gelir tespiti konusunda şirketler ile vergi idareleri arasında anlaşmazlıklar doğdu. Bu uyuşmazlıkların bir kısmı idari yargıya taşındı.

Türk şirketlerinin dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şunlardır: AB’deki kullanıcı ve gelir dağılımının doğru analiz edilmesi, platform sözleşmelerinin incelenmesi, KDV ve dijital hizmet vergisi yükümlülüklerinin netleştirilmesi ve muhasebe altyapısının güncellenmesi. Dijital ekonomide sınırlar fiziksel değil; veri ve kullanıcı bazlıdır. Bu nedenle vergi riskleri de daha karmaşık hale gelmiştir.

Bu alanda emsal kararların ve mevzuat değişikliklerinin yakından takip edilmesi önemlidir. Hangi dijital faaliyetlerin vergiye tabi olduğu, hangi eşiklerin uygulandığı ve şirketlerin hangi durumlarda sorumlu tutulduğu içtihat üzerinden netleşmektedir.

Türk şirketleri öncelikle Avrupa Birliği içindeki gelir akışını net biçimde haritalandırmalıdır. Hangi ülkede kaç kullanıcıya hizmet verildiği, gelirin hangi pazardan elde edildiği ve hangi platform aracılığıyla tahsil edildiği açık şekilde analiz edilmelidir. Bu veri seti olmadan dijital vergi yükümlülüğünü doğru hesaplamak mümkün değildir. Özellikle SaaS modeliyle çalışan veya uygulama içi satış yapan firmalar, fatura düzenleme ve KDV tahsil süreçlerini AB mevzuatına uyumlu hale getirmelidir.

İkinci olarak sözleşme yapıları gözden geçirilmelidir. Platformlarla yapılan komisyon sözleşmeleri, distribütörlük anlaşmaları ve reklam gelirine dayalı modeller, vergisel sorumluluğu doğrudan etkileyebilir. Gelirin hangi ülkede doğduğu, kimin adına tahsil edildiği ve vergi sorumluluğunun kimde olduğu sözleşmede açık olmalıdır. Gerekirse AB içinde mali temsilci atanmalı ve yerel danışmanlık alınmalıdır.

Muhasebe ve raporlama altyapılarını dijital faaliyetleri ayrıştırabilecek şekilde güçlendirmelidir. AB kullanıcılarına ait gelir ayrı izlenmeli, eşik değerler düzenli takip edilmelidir. Vergi riski oluşmadan önce önleyici adım atmak, geriye dönük vergi ve ceza riskinden çok daha düşük maliyetlidir. Dijital ekonomide faaliyet gösteren firmalar için vergi uyumu artık operasyonel değil, stratejik bir yönetim konusudur.

LegalMind, vergi hukuku, dijital hizmet vergisi ve uluslararası ticaret uyuşmazlıklarına ilişkin karar ve mevzuatı tek platformda sunar. Şirketler, benzer vergi uyuşmazlıklarını inceleyerek risk analizini güçlendirebilir. Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi ise dijital vergi düzenlemelerine ilişkin karar, mevzuat ve literatürü birlikte analiz ederek araştırma sürecini hızlandırır. 2026’da dijital ekonomide faaliyet gösteren Türk şirketleri için vergi uyumu artık yalnızca muhasebe konusu değil, stratejik bir hukuki başlık haline gelmiştir.

 

Kategori: Vergi Hukuku, Uluslararası Ticaret Hukuku
Etiketler: SaaS Vergilendirme Avrupa, AB Dijital Vergi 2026, Dijital Hizmet Vergisi Türk Şirketleri, E Ticaret Vergi Riski, Dijital Reklam Vergisi, Dijital Hizmet Vergisi
LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal