LegalMind Blog

ÇİN, TAYVAN VE ORTA DOĞU KAYNAKLI KESİNTİLER NEDENİYLE SÖZLEŞME UYARLAMA TALEPLERİ ARTIYOR

ÇİN, TAYVAN VE ORTA DOĞU KAYNAKLI KESİNTİLER NEDENİYLE SÖZLEŞME UYARLAMA TALEPLERİ ARTIYOR

2026 yılında küresel ticaret, yalnızca fiyat dalgalanmalarıyla değil, doğrudan jeopolitik kaynaklı tedarik ve üretim kesintileriyle sarsılıyor. Çin’de ihracat lisansı denetimleri, Tayvan merkezli yarı iletken üretiminde yaşanan kapasite daralmaları ve Orta Doğu’daki enerji sevkiyat riskleri, uzun vadeli ticari sözleşmeleri zorlamaya başladı. Özellikle sabit fiyatlı ve uzun süreli tedarik sözleşmelerinde maliyet dengesi bozuldu. Bunun doğal sonucu olarak sözleşme uyarlama taleplerinde ciddi artış görülüyor.

Şirketler artık klasik “mücbir sebep” savunusundan ziyade “aşırı ifa güçlüğü” ve sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması taleplerine yöneliyor. Çünkü birçok durumda ifa tamamen imkansız hale gelmiyor; ancak maliyet yapısı dramatik biçimde değişiyor. Örneğin Çin’den temin edilen bir ara ürünün ihracat kotasına takılması, tedarik süresini uzatmakla kalmıyor, fiyatını da ciddi biçimde artırıyor. Bu durumda sözleşme devam ediyor fakat ekonomik denge bozuluyor.

Tayvan merkezli yarı iletken üretiminde 2026’da yaşanan arz sıkıntısı, özellikle otomotiv ve elektronik sektöründe zincirleme etki yarattı. Türkiye’de üretim yapan bazı firmalar, çip tedarik süresinin üç katına çıkması ve fiyatların artması nedeniyle teslim yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandı. Alıcı firmalar sözleşme ihlali iddiasında bulunurken, üreticiler sözleşmenin mevcut şartlarla ifasının aşırı derecede ağırlaştığını ileri sürerek fiyat uyarlaması talep etti. Mahkemeler ve tahkim heyetleri bu tür uyuşmazlıklarda, maliyet artışının öngörülebilir olup olmadığını ve taraflar arasında risk dağılımının nasıl düzenlendiğini incelemektedir.

Orta Doğu’daki enerji arz kesintileri ise özellikle enerji yoğun üretim yapan şirketleri etkiledi. Doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, sabit fiyatlı üretim sözleşmelerinde zarar riskini büyüttü. Birçok şirket, sözleşmede yer alan uyarlama hükümlerine dayanarak fiyat revizyonu talebinde bulundu. Ancak sözleşmede açık uyarlama maddesi bulunmayan durumlarda hukuki süreç kaçınılmaz hale geldi.

2026’da verilen bazı kararlar, sözleşme uyarlama taleplerinin otomatik kabul edilmediğini gösteriyor. Mahkemeler genellikle üç temel kriteri değerlendiriyor: olayın öngörülemezliği, sözleşme dengesinin ciddi biçimde bozulması ve talepte bulunan tarafın kusurunun bulunmaması. Küresel tedarik risklerinin artık ticari hayatın bilinen bir parçası haline gelmesi, bazı mahkemelerin uyarlama taleplerine daha temkinli yaklaşmasına yol açtı.

Örneğin Avrupa’da görülen bir davada, Çin’den temin edilen hammaddenin fiyatı yüzde 40 artmış olmasına rağmen mahkeme bunun sektörel dalgalanma kapsamında olduğunu belirtti ve sözleşme uyarlamasını reddetti. Buna karşılık Orta Doğu’daki sevkiyat kesintisi nedeniyle üretim tamamen duran bir olayda, tahkim heyeti sözleşme bedelinin revize edilmesine karar verdi. Bu farklılık, her olayın somut şartlarına göre değerlendirildiğini gösteriyor.

Sözleşme uyarlama taleplerinin artmasının bir diğer nedeni de zincirleme sözleşme yapılarıdır. Tedarikçi ile yapılan sözleşmedeki maliyet artışı, alt sözleşmelere yansımakta; bu da çok taraflı uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Özellikle inşaat, savunma ve enerji projelerinde bu durum daha belirgin hale gelmiştir.

Şirketler açısından en kritik konu, yeni sözleşmelerde risk dağılımını net biçimde düzenlemektir. Tedarik zinciri riski, fiyat uyarlama mekanizması, alternatif kaynak kullanımı ve teslim süresi esnekliği açıkça yazılmalıdır. Aksi halde ortaya çıkan her kriz mahkeme sürecine taşınabilir. Ayrıca mevcut sözleşmelerin gözden geçirilmesi önemlidir. Özellikle uzun vadeli tedarik anlaşmalarında, olağanüstü durum hükümleri ve uyarlama maddeleri analiz edilmelidir. Finansal planlama yapılırken jeopolitik riskler hesaba katılmalıdır. Bu alandaki emsal kararların incelenmesi belirleyicidir. Hangi durumlarda sözleşme dengesi bozulmuş kabul edilmiştir, hangi maliyet artışları öngörülebilir sayılmıştır, uyarlama hangi ölçütlere göre yapılmıştır; bu soruların yanıtı içtihatlarda yer alır.

Fiyat Uyarlama Mekanizması Olmadan Uzun Vadeli Sözleşme Yapılmamalı

Enerji ve hammadde maliyetleri 2026’da sert dalgalanıyor. Orta Doğu kaynaklı enerji kesintileri nedeniyle üretim maliyeti bir anda artabiliyor. Sabit fiyatlı sözleşme yapan bir firma zararına teslim yapmak zorunda kalabilir. Eğer sözleşmede endekse bağlı fiyat artışı, maliyet eşiği aşımında yeniden müzakere veya uyarlama prosedürü yoksa hukuki süreç kaçınılmaz olur. Uyarlama maddesi olan şirketler ise kriz anında pazarlık gücünü korur.

Alternatif Tedarikçi Planı Bulunmayan Şirketler Zorlanıyor

Mahkemeler artık şu soruyu soruyor: Başka kaynak bulunabilir miydi? Çin’de kesinti yaşandığında Tayvan, Güney Kore veya Avrupa’dan alternatif tedarik imkânı varsa ve şirket bunu araştırmadıysa mücbir sebep savunması zayıflayabilir. Tedarik zincirinin tek ülkeye bağlı olması ciddi hukuki risk doğurur. Alternatif senaryo planı olmayan şirket, sözleşme ihlali iddiasıyla karşı karşıya kalabilir.

Teslim Şekilleri ve Risk Dağılımı Netleştirilmeli

Uluslararası ticarette teslim şekli hayati önemdedir. DDP, DAP veya FOB gibi terimler riskin hangi aşamada geçtiğini belirler. Gümrükte yaşanan bir gecikme veya liman kapanması halinde sorumluluk bu terimlere göre değişir. 2026’da görülen uyuşmazlıklarda, teslim şeklinin açık yazılmaması nedeniyle sorumluluk beklenmedik şekilde satıcıya yüklenmiştir.

Finansal Dayanıklılık ve Sigorta Gözden Geçirilmeli

Tedarik kesintisi yalnızca üretimi değil nakit akışını da etkiler. Teslimat yapılamadığında ödeme alınamaz, zincirleme borç ilişkileri doğar. Ticari kredi sigortası, nakliyat sigortası ve tedarik zinciri sigortası kapsamları yeniden incelenmelidir. Her kesinti sigorta kapsamında değildir; poliçe detayları kritik önemdedir.

Mevcut Sözleşmeler Revize Edilmeli

Birçok şirket yeni sözleşmelerde dikkatli davranırken eski sözleşmeleri gözden kaçırıyor. Oysa uzun vadeli projelerde risk hâlâ devam eder. Özellikle sabit fiyatlı üretim, enerji ve savunma projelerinde mevcut metinler yeniden analiz edilmelidir. Kriz ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce önlem almak maliyet açısından daha avantajlıdır.

İçtihat Analizi Yapılmadan Karar Alınmamalı

Sözleşme uyarlama, aşırı ifa güçlüğü ve mücbir sebep kararları her olayda farklı değerlendirilir. Hangi maliyet artışı olağan kabul edilir, hangi durumda uyarlama yapılır, bu soruların yanıtı mahkeme ve tahkim kararlarında yer alır. Somut içtihat analizi yapılmadan verilen stratejik kararlar ciddi risk doğurabilir.

LegalMind, sözleşme uyarlama, aşırı ifa güçlüğü, mücbir sebep ve uluslararası ticaret uyuşmazlıklarına ilişkin milyonlarca kararı tek platformda sunar. Şirketler benzer uyuşmazlık kararlarını inceleyerek sözleşme stratejisini güçlendirebilir. Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi ise uyarlama taleplerine ilişkin karar ve mevzuatı birlikte analiz ederek araştırma sürecini hızlandırır. 2026’da jeopolitik kesintilerin arttığı bir ortamda, sözleşme riskini yönetmek artık yalnızca ticari değil, hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir.

 

Kategori: Uluslararası Ticaret Hukuku, Ticari Uyuşmazlıklar, Tahkim Davaları
Etiketler: Jeopolitik Ticari Uyuşmazlık, Uluslararası Tahkim, Sözleşmeler Hukuku
LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal