E-İHRACATTA GÜMRÜK VE İADE UYUŞMAZLIKLARI: 2026’DA KOBİ’LERİ BEKLEYEN HUKUKİ RİSKLER
2026 itibarıyla e-ihracat yapan Türk firmaları için en büyük risk alanlarından biri gümrük vergisi ve iade kaynaklı uyuşmazlıklar haline geldi. Amazon, Alibaba, Temu ve benzeri platformlar üzerinden yapılan sınır ötesi satışlarda ürünün teslimi kadar iade süreci de hukuki sonuç doğuruyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar, platform kuralları ile ulusal gümrük ve tüketici mevzuatı arasında sıkışmış durumda.
E-ihracatın büyümesiyle birlikte düşük tutarlı gönderiler için uygulanan basitleştirilmiş gümrük rejimleri yeniden düzenlendi. Avrupa Birliği’nin 150 euro altı muafiyet sistemini revize etmesi, ABD’nin düşük değerli gönderilere yönelik denetimleri sıkılaştırması ve bazı ülkelerin anti-damping kontrollerini artırması, gönderilerin gümrükte beklemesine neden oldu. 2026’nın ilk yarısında Avrupa’da iade edilen e-ticaret gönderilerinde yüzde 18’e varan artış yaşandığı raporlandı. Bu artışın önemli kısmı, yanlış beyan, eksik evrak veya vergi hesaplaması hatalarından kaynaklandı.
Gümrük uyuşmazlıklarının en sık görülen nedeni, ürün değerinin yanlış beyan edilmesi. Platform komisyonu, indirim kuponu ve kampanya bedelinin nasıl gösterileceği konusunda hatalar yapılabiliyor. Örneğin Türkiye’den Almanya’ya satış yapan bir tekstil firması, kampanya indirimi sonrası tahsil ettiği net bedeli fatura değeri olarak beyan etti. Alman gümrük idaresi ise brüt satış bedelini esas aldı ve ek vergi talep etti. Ürünler gümrükte bekledi, müşteri teslim süresinin uzaması nedeniyle iade talebinde bulundu. Firma hem vergi farkı hem de lojistik maliyetleriyle karşılaştı.
İade süreçleri ise ayrı bir hukuki sorun alanı oluşturuyor. Platformlar çoğu zaman tüketici lehine karar veriyor ve satıcıdan onay almadan iade bedelini müşteriye geri ödüyor. Ancak ürün fiziksel olarak geri gelmediğinde veya hasarlı geldiğinde, satıcı zararını nasıl tahsil edeceğini bilemeyebiliyor. 2026’da İngiltere’de görülen bir davada, e-ihracat yapan bir firma, platformun tek taraflı iade kararı nedeniyle zarar ettiğini ileri sürdü. Mahkeme, platform sözleşmesindeki yetki ve sorumluluk hükümlerini inceleyerek satıcının kabul ettiği şartların bağlayıcı olduğunu değerlendirdi.
Gümrük vergisi kaynaklı uyuşmazlıklarda sorumluluğun kime ait olduğu da tartışmalıdır. Bazı sözleşmelerde teslim şekli DDP (Delivery Duty Paid) olarak belirlenir ve vergi sorumluluğu satıcıya aittir. Bazılarında ise DAP (Delivered At Place) tercih edilir ve vergi yükümlülüğü alıcıya geçer. E-ihracatta bu teslim şekillerinin doğru seçilmemesi ciddi risk yaratır. 2026’da Fransa’da açılan bir davada, teslim şeklinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle vergi sorumluluğu satıcıya yüklendi.
Temu ve benzeri düşük maliyetli platformlarda fiyat baskısı, satıcıların marjını düşürdüğü için küçük bir vergi hatası bile zararı büyütebiliyor. Özellikle elektronik ve kozmetik ürünlerde ürün güvenliği sertifikalarının eksik olması, malların gümrükte imha edilmesine kadar giden sonuçlar doğurabiliyor. Bu durumda satıcı yalnızca ürün bedelini değil, lojistik ve depolama ücretlerini de kaybediyor.
Uluslararası e-ticaret davalarında son dönemde öne çıkan bir başka konu da “geri gönderim maliyeti”. Tüketici ürünü iade ettiğinde uluslararası taşıma bedelinin kimin tarafından karşılanacağı net değilse uyuşmazlık doğuyor. Avrupa tüketici mevzuatı çoğu durumda tüketiciyi korurken, satıcı ülke hukuku farklı düzenleme içerebilir. Bu hukuk çatışması tahkim veya mahkeme yoluna taşınabiliyor.
2026’da e-ihracat kaynaklı ticari davaların artmasının bir nedeni de platform algoritmalarının tek taraflı hesap askıya alma kararları. Gümrük uyuşmazlığı veya yüksek iade oranı gerekçe gösterilerek satıcı hesabı kapatılabiliyor. Bu durum satıcının ticari faaliyetini durdurabiliyor ve ciddi gelir kaybına yol açabiliyor. Satıcılar sözleşme ihlali veya haksız fesih iddiasıyla dava açmaya başladı.
Firmalar açısından dikkat edilmesi gereken en kritik noktalar; doğru gümrük beyanı, teslim şeklinin açık belirlenmesi, platform sözleşmelerinin dikkatle incelenmesi ve iade prosedürlerinin yazılı hale getirilmesidir. Ayrıca ülke bazlı tüketici mevzuatı ve vergi düzenlemeleri düzenli takip edilmelidir. E-ihracat artık yalnızca lojistik değil, hukuki uzmanlık da gerektiren bir alan haline gelmiştir.
Bu alandaki emsal kararların incelenmesi önemlidir. Hangi durumda vergi farkı satıcıya yüklenmiştir, hangi iade kararları haksız bulunmuştur, platform sorumluluğu nasıl değerlendirilmiştir; bunlar içtihat üzerinden netleşmektedir. Somut kararlara dayanmadan risk analizi yapmak eksik kalır.
LegalMind, e-ihracat, gümrük uyuşmazlıkları, iade davaları ve uluslararası e-ticaret sözleşmelerine ilişkin milyonlarca kararı tek sistemde sunar. Benzer uyuşmazlıklarda verilen kararların incelenmesi, firmaların sözleşme ve operasyon stratejisini güçlendirir. Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi ise gümrük vergisi, iade sorumluluğu ve platform kaynaklı uyuşmazlıklara ilişkin karar ve mevzuatı birlikte analiz ederek araştırma sürecini hızlandırır. 2026’da e-ihracat hacmi artarken, hukuki riskleri öngörmek ve içtihat temelli hareket etmek şirketler için belirleyici hale gelmiştir.
