KARŞI VEKALET ÜCRETİ HAKKINDA BİLİNMEYEN DETAYLAR VE YARGITAY İÇTİHAqTLARI
1. Giriş: Karşı Vekalet Ücretinin Hukuki Niteliği ve Amacı
Hukuk sistemimizde, yargılama süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olan avukatlık ücretleri, adaletin tecellisinde ve hukuki hizmetlerin sürdürülebilirliğinde merkezi bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, "karşı vekalet ücreti" olarak bilinen kavram, davanın kaybeden tarafına yükletilen ve lehine hüküm verilen tarafın avukatına ait olan bir yargılama gideridir. Bu ücretin hukuki niteliği, yasal dayanakları ve yargılamadaki amacı, hem avukatlar hem de dava tarafları için büyük önem taşımaktadır.
1.1. Tanım ve Yasal Dayanak
Avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na (Av.K.) göre avukatın sunduğu hukuki yardımın karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder. Karşı vekalet ücreti ise, dava sonunda mahkeme kararıyla ve yürürlükteki tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilen ve avukata ait olan ücrettir. Bu ücretin aidiyeti ve tahsiline ilişkin temel düzenlemeler Avukatlık Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) yer almaktadır.
Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin beşinci fıkrası (eski 164/son), mahkemece karşı tarafa tahmil edilen avukatlık ücretinin lehine hüküm verilen tarafın avukatına ait olduğunu açıkça belirtir. Bu hüküm, ücretin doğrudan avukata ait olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 330. maddesi ise, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece takdir edilecek vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceğini öngörmektedir. Bu düzenlemedeki ücret, avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan akdi ücret olmayıp, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca hükmedilen vekalet ücretidir ve yargılama gideri kapsamında davayı kazanan taraf lehine hükmedilmesi gerekmektedir.
HMK m.330'un "taraf lehine" hükmetme ifadesi ile Av.K. m.164/5'in "avukata aittir" ifadesi ilk bakışta bir çelişki barındırıyor gibi görünse de, bu durum hukuki düzenlemenin katmanlı yapısını yansıtır. HMK, vekalet ücretini davayı kazanan tarafın bir yargılama gideri olarak tanımlarken, Av.K. bu yargılama giderinin nihai alacaklısının, yani lehine hükmedilen tarafın avukatı olduğunu belirtir. Bu, avukatın emeğinin karşılığının güvence altına alınması ve müvekkilin borçları nedeniyle bu alacağın takas veya mahsubuna engel olunması amacını taşır. Bu yasal çerçeve, avukatın finansal bağımsızlığını güçlendirerek, hukuki hizmetlerin sunumunda istikrarı sağlamayı hedefler.
1.2. Yargılama Gideri Niteliği ve Temel Prensipler
Karşı vekalet ücreti, hukuki niteliği itibarıyla bir yargılama gideridir. HMK'nın 323/ğ maddesi ve mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 423/6 maddesi, vekalet ücretini yargılama giderleri arasında saymıştır. Genel kural olarak, yargılama giderleri, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Bu ilke, HMK'nın 326/1. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Mahkeme, yargılama giderlerine kendiliğinden hükmeder (HMK m.332/1).
Ancak bu genel kuralın istisnaları da bulunmaktadır. Kanunda, tarafın gereksiz masrafa ve yargılama maliyetinin artmasına sebebiyet vermesi halinde, dava sonucundan bağımsız olarak yargılama masraflarından kısmen veya tamamen sorumlu tutulabileceği HMK m.327'de belirtilmiştir. "Davayı kaybeden öder" ilkesi ve "gereksiz masraf" istisnası, yalnızca tazminat amacı gütmez; aynı zamanda yargılama sürecinin kötüye kullanılmasını engellemeyi hedefler. Bu prensip, tarafların zayıf veya temelsiz iddialarla dava açmasını veya yargılamayı uzatıcı davranışlarda bulunmasını caydırıcı bir etki yaratır. Mahkeme masraflarının, özellikle de vekalet ücretinin, dava stratejileri üzerinde belirleyici bir faktör olması, hukuki süreçlerin daha dikkatli ve sorumluluk bilinciyle yürütülmesini teşvik eder.
1.3. Amacı: Hukuki Yardımın Karşılığı ve Davaların Önlenmesi
Avukatlık ücretinin temel amacı, avukatın müvekkiline sunduğu hukuki yardımın karşılığı olmasıdır; zira avukatlar karşılıksız hukuki yardımda bulunamazlar. Karşı vekalet ücretinin belirlenmesinde, dava değerinin belirli bir oranı ve emsal ücret kriterleri de kullanılabilmektedir.
Bu ücret, sadece avukatın emeğinin karşılığı olmakla kalmaz, aynı zamanda yargılamanın kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi ve adalete erişimin planlanmasının bir aracı olarak da işlev görür. Özellikle idare aleyhine açılan davalarda hükmedilen vekalet ücretleri, gereksiz davaların açılmasının önlenmesi gibi meşru bir amaca hizmet ettiği kabul edilmektedir. Bu durum, vekalet ücretinin yargı sisteminin etkinliğini artırma ve adli kaynakların verimli kullanılmasını sağlama yönündeki önemini ortaya koymaktadır.
2. Karşı Vekalet Ücretinin Aidiyeti ve Tahsilatı
Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu ve ne zaman tahsil edilebileceği, hukuki süreçlerde sıklıkla karşılaşılan ve uygulamada önemli sonuçlar doğuran konulardır. Bu ücretin avukatın şahsına ait olması ve tahsilat zamanına ilişkin kesinleşme şartları, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir.
2.1. Ücretin Avukata Ait Olması Prensibi ve İstisnaları
Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin beşinci fıkrası, karşı vekalet ücretinin aidiyeti konusunda net bir hüküm getirmiştir: "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir". Bu açık düzenleme gereğince, karşı vekalet ücreti, davayı kazanan tarafın kendisinin değil, onun avukatının hakkıdır.
Bu prensibin önemli bir uzantısı, Av.K. m.164/5'in devamında yer alan hükümdür: "Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez". Bu hüküm, avukatın alacağının güvence altına alınmasını sağlar ve müvekkilin üçüncü kişilerle olan borç ilişkilerinden etkilenmesini engeller. Bu yasal koruma, avukatın emeğinin karşılığını güvence altına alarak, müvekkilin mali durumu veya diğer borçları nedeniyle avukatın hak ettiği ücretten mahrum kalmasının önüne geçer. Bu durum, avukatın mesleki faaliyetini daha bağımsız bir şekilde yürütmesine olanak tanır ve hukuki hizmetlerin sürekliliğini destekler. Kanun koyucunun bu tercihi, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğini de pekiştirmekte, avukatların haklı davaları takip etmelerini teşvik ederek adalete erişimi kolaylaştırmaktadır.
2.2. Tahsil Zamanı ve Kesinleşme Şartı
Karşı vekalet ücretinin tahsil zamanı, yargılama gideri niteliği taşıdığı için mahkeme kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ilişkilidir. İcra takibi başlatıldıktan sonra dahi, takip kesinleşinceye kadar 3/4, takip kesinleştikten sonra ise 4/4 oranında vekalet ücretine hak kazanılır.
Ancak, bazı dava türlerinde hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsili için kararın kesinleşmesi şartı aranır. Bu durum, Yargıtay içtihatlarıyla netleşmiştir:
● Menfi Tespit Davaları: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarına göre, menfi tespit ilamında hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti, ilam kesinleşmeden icra edilemez.10 Gerekçe, tazminat ve giderlerin işin eklentileri olması ve ilamın esasının kesinleşmeden infaz edilememesidir. Bu, yargılamanın temel hükmü kesinleşmeden, onun fer'i niteliğindeki giderlerin de infaz edilemeyeceği anlamına gelir.
● Kira Tespit Davaları: Kira tespit kararları ve bunlarda yer alan yargılama giderleri ile vekalet ücreti gibi fer'i talepler de kesinleşmeden icra edilemez.
● SGK İlgili Kararlar: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile ilgili hizmet süresinin tesciline dair kararlar ve bunların eki olan vekalet ücreti ile yargılama giderleri, kesinleşmeden icra edilemez. Bu tür kararların hukuki statüsü yaratıcı veya değiştirici nitelikte olması, kesinleşme şartını zorunlu kılar.
Bu genel kuralın istisnaları da mevcuttur. Doğrudan para alacağına ilişkin ilamlar (eda hükümleri) ve istihkak iddiasının reddine ilişkin kararlardaki yargılama gideri ve vekalet ücreti alacakları, kararın kesinleşmesi beklenmeden icra takibine konu edilebilir.11 Bu ayrım, Türk icra hukukunun inceliklerini ortaya koyar. Vekalet ücretinin tahsil edilebilirliğinin, ana davanın niteliğine ve hükmün kesinleşme şartına bağlı olması, hukuki güvenliği sağlamaya yöneliktir. Bu durum, avukatların tahsilat süreçlerini planlarken kararın türünü dikkate almalarını gerektiren önemli bir detaydır.
3. Karşı Vekalet Ücretinin Hesaplanması: Maktu ve Nispi Ücretler
Karşı vekalet ücretinin hesaplanması, davanın niteliğine ve değerine göre farklılık gösteren, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) ile belirlenen yöntemlere tabidir. Bu bölümde, güncel 2024-2025 AAÜT esas alınarak maktu ve nispi ücretlerin hesaplama esasları detaylandırılacaktır.
3.1. Genel Hesaplama Yöntemleri ve Oranlar (Güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi-AAÜT 2024-2025)
Vekalet ücreti, temel olarak maktu (sabit) ve nispi (oransal) olmak üzere iki ana türde belirlenir. Maktu ücret, davanın konusunun para olmadığı veya para ile ölçülemediği durumlarda uygulanan sabit bir miktardır. Nispi ücret ise, dava konusunun para olduğu veya para ile değerlendirilebildiği durumlarda, dava değerinin belirli bir yüzdesi olarak kademeli bir şekilde hesaplanan ücrettir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz (Av.K. m.169).
AAÜT'nin kademeli yapısı ve belirlenen alt-üst sınırlar, adalete erişim ile avukatın emeğinin karşılığının adil bir şekilde belirlenmesi arasında bir denge kurmayı amaçlar. Bu yapı, bir yandan düşük değerli davalarda dahi avukatlık hizmetinin erişilebilirliğini sağlarken, diğer yandan yüksek değerli veya karmaşık davalarda avukatın emeğinin yeterince karşılanmasını temin etmeye çalışır. Bu dengenin kurulması, yargılama maliyetlerini doğrudan etkiler ve tarafların dava açma veya uzlaşma kararlarını şekillendirir.
3.2. Dava Türlerine Göre Maktu Ücretler (2024-2025 AAÜT)
AAÜT, konusu para ile ölçülemeyen veya belirli bir sabit değer üzerinden ücretlendirilen çeşitli dava ve işler için maktu ücretler belirlemiştir. Bu ücretler, davanın görüldüğü mahkeme veya işin niteliğine göre farklılık arz etmektedir.
Aşağıda, 2024-2025 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre bazı mahkemeler ve işler için belirlenen maktu vekalet ücretleri yer almaktadır:
Tablo 1: Bazı Mahkemeler İçin Maktu Vekalet Ücretleri (2024-2025 AAÜT)
3.3. Dava Değerine Göre Nispi Ücretler (2024-2025 AAÜT)
Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlarda nispi ücret uygulanır. Bu ücret, dava değerinin belirli bir yüzdesi olarak kademeli oranlarla hesaplanır.
Aşağıda, 2024-2025 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen nispi vekalet ücreti oranları yer almaktadır:
Tablo 2: 2024-2025 AAÜT Nispi Vekalet Ücreti Oranları
Maktu ve nispi ücret ayrımı, dava stratejileri üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Konusu para ile ölçülemeyen davalarda (maktu ücret), yargılama maliyeti daha öngörülebilirken, para ile ölçülebilen davalarda (nispi ücret) dava değeri arttıkça vekalet ücreti de orantılı olarak yükselir. Bu durum, özellikle yüksek değerli davalarda tarafların uzlaşma yolunu tercih etmelerini teşvik edebilir, zira dava sonucunda ödenecek vekalet ücreti önemli bir maliyet kalemi haline gelebilir. Bu farklılaşma, hukuki hizmetin maliyetini davanın ekonomik değeriyle ilişkilendirerek, adil bir ücretlendirme mekanizması sunmayı amaçlar.
4. Yargıtay İçtihatları Işığında Tartışmalı Konular ve Detaylar
Karşı vekalet ücreti, yasal düzenlemelerin yanı sıra Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarıyla da şekillenen dinamik bir alandır. Özellikle kısmi kabul, manevi tazminat, feragat, çoklu taraf ve haksız azil gibi özel durumlar, Yargıtay kararlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur.
4.1. Kısmi Kabul ve Kısmi Ret Durumlarında Vekalet Ücreti: Hesaplama Esasları ve Yargıtay Yaklaşımı
Bir davanın kısmen kabul veya kısmen reddedilmesi halinde, vekalet ücreti kaybedilen kısım nispetinde aleyhe hükmedilir. Mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı, özellikle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi uyarınca, hükmedilen vekalet ücretinin kabul edilen veya reddedilen alacağın miktarını aşmamasını vurgular. Örneğin, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceğine hükmedilerek, uygulamadaki tereddütler giderilmiştir. Bu "miktar aşmama" kuralı, davacıların taleplerini makul sınırlar içinde tutmalarını teşvik eder. Eğer bir davacı, çok yüksek bir miktar talep eder ancak davanın yalnızca küçük bir kısmı kabul edilirse, davalının avukatına ödenecek karşı vekalet ücreti, reddedilen o küçük miktar üzerinden hesaplanır, başlangıçtaki yüksek talebe göre değil. Bu durum, davacıların dava açarken daha gerçekçi taleplerde bulunmalarını sağlar ve yargılamanın daha hakkaniyetli bir maliyet dağılımıyla sonuçlanmasına katkıda bulunur.
4.2. Manevi Tazminat Davalarında Vekalet Ücreti: Kabul Edilen/Reddedilen Miktar Üzerinden Nispi/Maktu Uygulama
Manevi tazminat davalarında vekalet ücretinin belirlenmesi, AAÜT Madde 10 ile özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre:
● Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına (nispi ücret) göre belirlenir
● Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
● Bu davaların tamamının reddi durumunda ise avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne (maktu ücret) göre hükmolunur.
Yargıtay'ın geçmişteki bazı kararlarında, manevi tazminat davasının reddedilmesi durumunda davalılar yararına reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden nispi avukatlık ücreti verilmesi gerektiği belirtilmişti. Ancak, güncel AAÜT düzenlemesi ve Yargıtay'ın sonraki uygulamaları, manevi tazminat davalarının tamamen reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedileceğini netleştirmiştir. Bu değişiklik, yüksek meblağlı manevi tazminat taleplerinin tamamen reddi halinde davalı tarafın ödeyeceği vekalet ücreti riskini nispi ücrete göre oldukça düşük maktu bir miktara sabitlemiştir. Bu durum, bazı çevrelerce kötü niyetli veya spekülatif yüksek meblağlı manevi tazminat davalarının açılmasını teşvik edebileceği yönünde eleştirilere yol açmıştır. Kanun koyucunun bu tercihi, bir yandan manevi zarara uğrayanların dava açma cesaretini kırmak istememesi, diğer yandan ise yargılamanın maliyetini belirli bir seviyede tutma çabası olarak yorumlanabilir. Ancak bu durum, davaların açılma motivasyonları üzerinde önemli bir etki yaratabilir.
4.3. Feragat, Kabul, Sulh ve Konusuz Kalma Hallerinde Vekalet Ücreti: AAÜT Madde 6 Uygulaması
Davadan feragat halinde davacı, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür (HMK m.312/1). Bu giderler, harçlar ve vekalet ücretini kapsar. Feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve aynı hak üzerinde yeniden dava açılmasını engeller.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi, bu tür durumlarda vekalet ücretinin belirlenmesinde önemli bir ayrım yapar:
● Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına hükmolunur.
● Delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse, ücretin tamamına hükmolunur.
Bu düzenleme, tarafları erken aşamada uzlaşmaya veya davayı sonlandırmaya teşvik eden önemli bir mekanizmadır. Delil toplama aşamasına geçilmeden önce anlaşmazlığın çözülmesi, hem taraflar için maliyet avantajı sağlar hem de yargı sisteminin iş yükünü azaltır. Bu durum, hukuki süreçlerin etkinliğini artırma ve yargı kaynaklarının daha verimli kullanılmasını teşvik etme amacını taşır. Konusuz kalma halinde de benzer bir yaklaşım benimsenir; şikâyet başvurusundan sonra talep hakkında karar verilmesine gerek kalmıyorsa, yargılamaya devam edilmez, ancak tarafların haklılık durumları tespit edilerek yargılama giderlerine karar verilir.
4.4. Birden Fazla Davalı/Davacı Durumunda Vekalet Ücreti: Ortak/Ayrı Ret Sebepleri ve Müteselsil Sorumluluk
Birden fazla davalı veya davacı bulunması halinde vekalet ücretinin nasıl belirleneceği, Avukatlık Kanunu ve AAÜT'de özel olarak düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesi ve AAÜT'nin 3/2. maddesi, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağını belirtir.
Yargıtay kararları da bu prensibi desteklemektedir; davanın ret sebebinin tüm davalılar bakımından aynı olması halinde tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Bu kural, çoklu taraf içeren davalarda vekalet ücretinin adil bir şekilde dağıtılmasını sağlar. Eğer birden fazla davalı aynı gerekçeyle davadan beraat ediyorsa, tek bir vekalet ücreti hükmedilmesi adil kabul edilir. Aksi takdirde, kaybeden tarafın gereksiz yere birden fazla vekalet ücreti ödemesi söz konusu olabilirdi.
Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise, mahkeme yargılama giderlerini bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir (HMK m.326/3). Bu müteselsil sorumluluk, kazanan tarafın avukatının ücretini tahsil etmesini kolaylaştırırken, kaybeden taraflar arasında iç ilişki açısından bir rücu hakkı doğurur. Bu karmaşık yapı, çoklu taraf içeren davalarda hukuki temsilin maliyetini ve riskini doğru bir şekilde değerlendirmeyi gerektirir.
4.5. Haksız Azil Halinde Karşı Vekalet Ücreti: Avukatın Hak Kazanımı ve Muacceliyet
Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi, avukatın haksız azli halinde, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğunu düzenler. Azlin haklı nedene dayandığını ispat yükü ise vekalet veren (müvekkil) üzerindedir.
Bu noktada önemli bir detay, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadıdır: Haksız azledilen avukatın henüz tahsil edilmeyen karşı taraf vekalet ücretini dava konusu edebileceği ve bu ücretin haksız azil ile birlikte muaccel olduğu kabul edilmektedir. Bu, avukatın, müvekkili tarafından haksız yere azledilmesi durumunda, karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücretinin o an itibarıyla müvekkilden talep edilebilir hale geldiği anlamına gelir. Avukatın, alacağını tahsil etmek için davanın sonucunu veya karşı taraftan ücretin fiilen tahsil edilmesini beklemesine gerek kalmaz. Bu durum, avukatın haklarının korunması açısından güçlü bir teminat sağlar ve müvekkilin haksız azil yoluyla avukatın emeğini karşılıksız bırakmasını engeller. Vekalet ücretinin hesaplanmasında ise, Yargıtay genellikle "harçlandırılmış bedel" üzerinden hesaplama yapılmasını esas almaktadır.
4.6. Müdahale Davalarında Vekalet Ücreti: Fer'i ve Asli Müdahil Durumu
Davaya üçüncü kişilerin müdahalesi, vekalet ücreti sorumluluğu açısından farklı sonuçlar doğurur.
● Fer'i Müdahale (Yan Müdahale): Fer'i müdahil, davada verilecek hükümden hukuki durumu etkilenebilecek üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak üzere davada yer almasıdır (HMK m.66/1). Fer'i müdahil, davanın tarafı sıfatına sahip olmadığı için kural olarak lehine veya aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez. Davanın sulh yoluyla sona ermesi halinde dahi, fer'i müdahilin müdahale giderlerinden sorumlu tutulması söz konusu olmaz. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında, asıl tarafla birlikte kanun yoluna başvuran fer'i müdahilin, özellikle kanun yolunda duruşma yapılmışsa, lehine veya aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Bu istisna, fer'i müdahilin kanun yolu aşamasındaki aktif rolünün bir yansımasıdır.
● Asli Müdahale (Ana Müdahale): Asli müdahale, üçüncü bir kişinin, dava konusu üzerinde davacı ve davalıdan bağımsız olarak bir hak iddia etmesi ve bu hakka dayanarak aynı mahkemede yeni bir dava açmasıdır. Bu durumda ilk davanın davacısı ile davalısı şekli zorunlu dava arkadaşı konumundadır. Davada haksız çıkan zorunlu dava arkadaşları aleyhine tek bir vekalet ücretine hükmedilir. Asli müdahil davayı kaybetmişse, davalılar kendisini vekille temsil ettirmişse, asli müdahil aleyhine tek bir vekalet ücretine hükmedilir.35 Asli müdahil, davanın tam bir tarafı haline geldiği için, vekalet ücreti sorumluluğu da diğer taraflar gibi değerlendirilir.
● İhbar Olunan: Taraf sıfatı ve müdahale talebi de bulunmayan ihbar olunan lehine vekalet ücreti hükmedilemez. Bu durum, hukuki süreçteki katılım düzeyine göre mali sorumluluğun belirlendiğini gösterir. Müdahale türleri arasındaki bu farklılaşma, yargılama hukukunun, bir davanın maliyetlerini, ilgili kişilerin davadaki resmi statüleri ve katılımlarının niteliği ile uyumlu hale getirme çabasını yansıtır.
5. Sonuç ve Değerlendirme
Karşı vekalet ücreti, Türk hukuk sisteminde avukatın emeğinin karşılığı olmanın ötesinde, yargılama gideri niteliği taşıyan ve yargılama stratejilerini doğrudan etkileyen kritik bir kurumdur. Avukatlık Kanunu'nun 164/5. maddesiyle bu ücretin avukata aidiyeti kesinleşmiş, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleriyle de yargılama gideri olarak konumu pekişmiştir. Bu hukuki yapı, avukatların finansal bağımsızlığını sağlayarak hukuki hizmetlerin kalitesini ve erişilebilirliğini desteklemeyi amaçlar.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT), maktu ve nispi ücret ayrımıyla dava türlerine ve değerlerine göre şeffaf bir hesaplama zemini sunmaktadır. 2024-2025 tarifesi, güncel ekonomik koşullar altında ücretlendirme standartlarını belirleyerek, hem avukatların haklarını korumakta hem de yargılama maliyetleri açısından öngörülebilirlik sağlamaktadır. Özellikle nispi ücretlerdeki kademeli artışlar, dava değerine göre adil bir ücretlendirme sağlamayı hedeflerken, maktu ücretler konusu para ile ölçülemeyen davalarda sabit bir maliyet sunar.
Yargıtay, özellikle kısmi kabul/ret durumları, manevi tazminat davaları, feragat/sulh halleri, çoklu taraf durumları ve haksız azil gibi karmaşık konularda verdiği içtihatlarla uygulamaya yön vermektedir. Bu içtihatlar, kanun hükümlerinin somut olaylara nasıl uygulanacağını açıklığa kavuşturarak hukuki belirliliği sağlamaktadır. Örneğin, manevi tazminat davalarının tamamen reddi halinde maktu ücrete hükmedilmesi, davacıların yüksek meblağlı taleplerdeki mali riskini düşürerek dava açma motivasyonlarını etkileyebilir. Haksız azil halinde karşı vekalet ücretinin azil anında muaccel hale gelmesi ise, avukatın haklarını koruyan ve müvekkil-avukat ilişkisinde istikrarı teşvik eden önemli bir yargısal yorumdur.
Karşı vekalet ücreti, sadece avukatların emeğinin karşılığı olmakla kalmayıp, aynı zamanda gereksiz davaların açılmasını önleyici ve yargılama sürecinin etkinliğini artırıcı bir mekanizma olarak işlev görmektedir. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları, bu kurumun hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde doğru ve adil bir şekilde uygulanmasını temin etmektedir. Hukuki süreçlerin dinamik yapısı göz önüne alındığında, karşı vekalet ücreti konusundaki yasal düzenlemelerin ve yargısal yorumların güncel gelişmelere uyum sağlaması, adalete erişimin ve hukuki hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu alan, sürekli olarak değişen sosyal ve ekonomik koşullara uyum sağlamak üzere yasal ve yargısal düzeyde gelişimini sürdürecektir.
