LegalMind Blog

ÜRETKEN YAPAY ZEKA VE ESER SAHİBİNİN HAKLARI

Üretken yapay zeka çıktılarında eser sahipliği, eğitim verileri, telif ihlali, mali ve manevi haklar güncel hukukla inceleniyor.

Üretken yapay zeka sistemleri, birkaç saniye içinde metin, resim, müzik, video, yazılım kodu ve tasarım üretebilecek seviyeye ulaşmıştır. Bu gelişme yaratıcı üretimi hızlandırırken eser sahipliği kavramını, telif hakkıyla korunan içeriklerin yapay zeka eğitiminde kullanılmasını ve yapay zeka çıktılarının mevcut eserlere benzemesi durumunda kimin sorumlu olacağını hukukun en tartışmalı konuları arasına taşımıştır. Bir yazarın kitaplarının, bir ressamın görsellerinin, bir müzisyenin kayıtlarının veya bir yazılımcının kodlarının yapay zeka modelinin eğitiminde kullanılması, artık yalnızca teknolojik bir veri analizi meselesi değildir. Bu süreç eser sahibinin çoğaltma, işleme, yayma ve umuma iletim haklarını doğrudan etkileyebilir. Tartışmanın bir diğer boyutu, yapay zeka aracılığıyla meydana getirilen çıktının yeni bir eser sayılıp sayılamayacağıdır. Bir kullanıcı sisteme ayrıntılı komutlar vererek bir görsel oluşturduğunda, metni defalarca değiştirip belirli bölümleri yeniden yazdırdığında veya yapay zeka tarafından üretilen bir müzik parçasını yaratıcı tercihlerle yeniden düzenlediğinde eser sahibi kim olacaktır? Kullanıcı, yazılımı geliştiren şirket, yapay zeka modeli veya hiçbiri mi? Mevcut hukuk düzeninde bu soruların tamamına uygulanabilecek tek ve kesin bir cevap bulunmamaktadır. Hukuki değerlendirme, insanın yaratım sürecindeki rolüne, yapay zekaya verilen komutların niteliğine, çıktı üzerinde gerçekleştirilen yaratıcı müdahalelere ve kullanılan eğitim verilerinin kaynağına göre yapılmalıdır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve Kanun’da belirtilen ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri kategorilerinden birine giren fikir ve sanat ürünüdür. Dolayısıyla bir çalışmanın telif hakkıyla korunması için yalnızca yeni, estetik veya ekonomik değere sahip olması yeterli değildir. Çalışmanın onu meydana getiren kişinin özgün ve kişisel tercihlerini yansıtması, başka bir ifadeyle sahibinin hususiyetini taşıması gerekir. FSEK, eser sahibini ise eseri meydana getiren kişi olarak tanımlamaktadır.

Eser sahipliği bakımından temel yaklaşım insan merkezlidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı da eser sahibini romanı, şiiri, senaryoyu veya bilgisayar programını yazan; fotoğrafı çeken, resmi veya heykeli yapan kişi olarak açıklamakta ve eser sahiplerinin genel olarak gerçek kişiler olduğunu belirtmektedir. Bir eserin meydana getirilmesinde yalnızca teknik hizmet sunulması veya ayrıntılara ilişkin yardımda bulunulması ise eser sahipliği için yeterli kabul edilmemektedir. Bu hükümler üretken yapay zeka bakımından değerlendirildiğinde, yapay zeka sisteminin mevcut hukuk düzeninde bağımsız bir eser sahibi kabul edilmesi güçtür. Yapay zekanın hukuki kişiliği, manevi menfaatleri veya eser üzerinde hak kullanabilecek iradesi bulunmamaktadır. Bu nedenle yapay zeka sistemi tarafından insanın yaratıcı müdahalesi olmaksızın tamamen otomatik biçimde oluşturulan içeriklerin FSEK kapsamında eser sayılıp sayılmayacağı ciddi bir hukuki belirsizlik taşır. Güncel FSEK metninde üretken yapay zekaya, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklere veya makineyi eser sahibi sayan özel bir hüküm bulunmamaktadır.

Bir içeriğin yapay zeka kullanılarak oluşturulmuş olması, o içeriğin hiçbir durumda telif hakkıyla korunamayacağı anlamına gelmez. Burada yapay zekanın üretim sürecindeki konumu belirleyicidir. Yapay zeka yalnızca bir araç olarak kullanılmış ve nihai ifade insanın yaratıcı tercihleriyle şekillendirilmişse, insan tarafından meydana getirilen kısımlar eser korumasından yararlanabilir. Buna karşılık kullanıcı yalnızca genel bir talimat vermiş, sistem sonucu büyük ölçüde bağımsız biçimde oluşturmuş ve kullanıcı çıktıyı herhangi bir yaratıcı müdahalede bulunmadan kabul etmişse eser sahipliğinin kurulması daha zordur. Örneğin bir yazarın kendi oluşturduğu hikâye yapısını, karakterleri ve diyalogları yapay zekaya vererek metindeki anlatım bozukluklarını düzeltmesi, yapay zekanın yardımcı araç olarak kullanıldığı bir süreçtir. Eser üzerindeki yaratıcı kontrol büyük ölçüde yazarda kalır. Aynı şekilde bir tasarımcının kendi çizimlerini sisteme yüklemesi, belirli görsel unsurları seçmesi, onlarca çıktıyı karşılaştırması, kompozisyonu yeniden düzenlemesi ve nihai tasarımı ayrıntılı biçimde işlemesi durumunda insanın hususiyetini taşıyan bir sonuç ortaya çıkabilir. Buna karşılık “gün batımında İstanbul manzarası çiz” gibi genel bir komutla oluşturulan ve kullanıcının hiçbir yaratıcı değişiklik yapmadan yayımladığı görselde, insanın nihai ifadenin oluşumu üzerindeki kontrolü oldukça sınırlıdır. Kullanıcının konu veya fikir vermesi, nihai eserin biçimi, kompozisyonu, renkleri ve ayrıntıları üzerinde yaratıcı hâkimiyet kurduğu anlamına gelmez. Telif hukuku fikirleri değil, fikirlerin somut ve özgün ifade biçimini koruduğu için yalnızca fikri veya konuyu belirleyen kişinin eser sahibi sayılması her durumda mümkün değildir.

Amerika Birleşik Devletleri Telif Hakları Ofisinin 2025 tarihli raporu da karşılaştırmalı hukuk bakımından benzer bir yaklaşım benimsemiştir. Raporda tamamen yapay zeka tarafından üretilen materyalin korunamayacağı, ancak insan tarafından oluşturulan özgün unsurların, yaratıcı düzenlemelerin veya yapay zeka çıktısı üzerinde yapılan yaratıcı değişikliklerin korunabileceği belirtilmiştir. Rapora göre mevcut üretken yapay zeka sistemlerinde yalnızca komut yazılması, kural olarak nihai ifade üzerinde yeterli insan kontrolünü göstermeyebilir. Bu yaklaşım Türk hukuku açısından bağlayıcı değildir; ancak insan katkısının nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin önemli bir karşılaştırmalı örnek sunmaktadır.

Ayrıntılı Prompt Yazmak

Üretken yapay zeka uygulamalarında en tartışmalı konulardan biri, kullanıcı tarafından yazılan promptların eser sahipliği için yeterli olup olmadığıdır. Bir promptun kendisi, yeterli özgünlük ve hususiyet taşıması durumunda ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilir. Ancak promptun korunması ile yapay zekanın bu prompttan ürettiği çıktının korunması aynı mesele değildir. Kullanıcının çok ayrıntılı bir prompt hazırlaması, renkleri, ışığı, karakterlerin konumlarını, anlatım biçimini, sahne sırasını ve kompozisyonu belirlemesi insan katkısını güçlendirebilir. Bununla birlikte sistemin aynı prompta her seferinde farklı sonuçlar üretmesi, kullanıcının nihai ifade üzerindeki hâkimiyetinin sınırlı olduğunu gösterebilir. Bu nedenle eser sahipliği yalnızca promptun uzunluğuna veya teknik ayrıntı sayısına bakılarak belirlenemez. Mahkemenin olası bir uyuşmazlıkta kullanıcının yaratıcı sürecin hangi aşamalarında karar verdiğini incelemesi gerekir. Kullanıcının yalnızca talepte mi bulunduğu, yoksa çıktıları seçip bir araya mı getirdiği, yapay zeka tarafından oluşturulan bölümleri değiştirip değiştirmediği, kendi özgün unsurlarını esere ekleyip eklemediği ve nihai biçimi ne ölçüde kontrol ettiği önem taşır. Başka bir ifadeyle eser sahipliği, yapay zekaya komut verme eyleminden çok nihai sonucun insanın hususiyetini taşıyıp taşımadığı üzerinden değerlendirilmelidir.

Yapay Zeka Destekli Eserlerde Hak Sahibi

Yapay zeka destekli bir çalışmanın insanın yaratıcı katkısı sayesinde eser niteliği taşıması durumunda eser sahibi, kural olarak bu yaratıcı katkıyı sağlayan gerçek kişidir. Yapay zeka aracının sahibi, modeli geliştiren şirket veya hizmet sağlayıcı, yalnızca teknolojik altyapıyı sağladığı için eser sahibi olmaz. FSEK’e göre eserin meydana getirilmesinde sunulan teknik hizmetler veya ayrıntılara ilişkin yardımlar eser sahipliğine temel oluşturmaz.

Bununla birlikte yapay zeka hizmetinin kullanım koşulları, kullanıcının çıktı üzerindeki sözleşmesel yetkileri açısından önemlidir. Bazı platformlar üretilen çıktının kullanım yetkisini kullanıcıya bırakırken bazıları hizmetin geliştirilmesi, çıktının yeniden kullanılması veya kullanıcı girdilerinin model eğitimine dâhil edilmesi konusunda kendilerine geniş yetkiler tanıyabilir. Ancak platformun sözleşmeyle kullanıcıya “çıktı size aittir” demesi, hukuken eser niteliği taşımayan tamamen otomatik bir içeriği kendiliğinden telif hakkıyla korunan esere dönüştürmez. Sözleşme taraflar arasında kullanım yetkisi sağlayabilir; fakat FSEK anlamında eser sahipliğinin koşulları ayrıca değerlendirilir. Bir çalışan yapay zeka aracıyla işini görürken özgün bir içerik meydana getirirse eser sahibi kural olarak yaratıcı faaliyeti gerçekleştiren çalışandır. Bununla birlikte FSEK ve taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca mali hakları kullanma yetkisi işverene ait olabilir. Bu nedenle şirketlerde yapay zeka ile üretilen metin, görsel, yazılım kodu ve reklam içerleri bakımından çalışan sözleşmeleri, fikrî mülkiyet hükümleri ve kurumsal yapay zeka politikaları birlikte incelenmelidir. Eser sahipliği ile mali hakları kullanma yetkisinin aynı şey olmadığı unutulmamalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı da eser sahibi ile sözleşmeyle mali hakları devralan hak sahibi arasındaki ayrımı açıkça belirtmektedir.

Eserlerin Yapay Zeka Eğitiminde Kullanılması

Üretken yapay zeka sistemlerinin eğitilebilmesi için çok büyük miktarda metin, görsel, ses, video ve yazılım kodu analiz edilmektedir. Eğitim sırasında eserlerin sunuculara indirilmesi, veri setlerine kaydedilmesi, teknik olarak çoğaltılması, farklı formatlara dönüştürülmesi ve model tarafından analiz edilmesi mümkündür. Bu işlemler eser sahibinin çoğaltma veya işleme hakkıyla ilişkilendirilebilir. FSEK uyarınca bir eserin aslının veya kopyalarının herhangi bir araçla geçici ya da sürekli biçimde çoğaltılması hakkı kural olarak eser sahibine aittir. Kanun’da bilimsel kullanım, alıntı, eğitim, kişisel kullanım ve bilgisayar programları bakımından belirli istisnalar bulunmakla birlikte bu istisnaların kapsamı sınırsız değildir. Ticari bir üretken yapay zeka modelinin milyonlarca eseri sistematik biçimde kopyalayıp eğitim verisine dönüştürmesinin, kişisel kullanım veya alıntı serbestisi kapsamında bulunduğu kolaylıkla söylenemez.

5 Ağustos 2026 itibarıyla FSEK’te, Avrupa Birliği Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi’nin 3. ve 4. maddelerinde yer alan düzenlemelere benzer, yapay zeka eğitimi dâhil bütün metin ve veri madenciliği faaliyetlerini açıkça düzenleyen genel bir istisna bulunmamaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki değerlendirme mevcut çoğaltma, işleme ve istisna hükümleri üzerinden yapılmaktadır. Bu durum hem eser sahipleri hem de yapay zeka geliştiricileri bakımından hukuki öngörülebilirlik sorunu yaratmaktadır. Bir eserin internette ücretsiz olarak erişilebilir olması, yapay zeka eğitiminde serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmez. İnternette yayımlanmış bir fotoğrafın, kitabın, haber metninin veya müzik kaydının telif hakkı devam edebilir. “Herkes görebiliyor” yaklaşımı, eserin kopyalanması ve ticari bir modelin eğitiminde kullanılması için gerekli iznin bulunduğunu göstermez. Açık lisans, kamu malı statüsü, hak sahibinin izni veya hukuken uygulanabilir bir istisna yoksa kullanım hak ihlali riski taşıyabilir.

Avrupa Birliği’nde Metin ve Veri Madenciliği Sistemi

Avrupa Birliği’nin 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifi, metin ve veri madenciliği için iki farklı hukuki yapı öngörmektedir. Bilimsel araştırma kuruluşları ve kültürel miras kurumları, hukuka uygun olarak eriştikleri eserler üzerinde belirli şartlarla metin ve veri madenciliği yapabilir. Diğer kişi ve kuruluşlar bakımından da hukuka uygun erişilen içerikler üzerinde veri madenciliğine izin verilebilmekte; ancak hak sahipleri eserlerinin bu şekilde kullanılmasını uygun yollarla saklı tutabilmektedir. Çevrim içi içerikler bakımından bu hak saklı tutma işleminin makine tarafından okunabilir yöntemlerle yapılması öngörülmektedir.

AB Yapay Zeka Tüzüğü ise genel amaçlı yapay zeka modeli sağlayıcılarına telif hakkı mevzuatına uyum sağlayan bir politika oluşturma ve modelin eğitiminde kullanılan içeriklere ilişkin yeterince ayrıntılı bir özeti kamuya açıklama yükümlülüğü getirmiştir. Genel amaçlı yapay zeka modeli sağlayıcılarına ilişkin bu yükümlülükler 2 Ağustos 2025 tarihinde uygulanmaya başlamıştır. 2 Ağustos 2025’ten önce piyasaya sunulmuş modeller bakımından ise uyum için 2 Ağustos 2027 tarihine kadar geçiş süresi bulunmaktadır. Ayrıca AB Yapay Zeka Tüzüğü’nün yapay zeka tarafından oluşturulan veya değiştirilen belirli içeriklerin işaretlenmesine ilişkin şeffaflık kuralları 2 Ağustos 2026 tarihinde uygulanmaya başlamıştır. Belirli yapay zeka çıktılarının makine tarafından okunabilir biçimde işaretlenmesi, deepfake içeriklerin açıklanması ve kullanıcıların bir yapay zeka sistemiyle etkileşim kurduklarının bildirilmesi öngörülmektedir. Bu kurallar doğrudan eser sahipliği yaratmasa da içeriklerin kaynağının belirlenmesini ve hak ihlallerinin takip edilmesini kolaylaştırabilir.

Türkiye’de kurulu bir yapay zeka şirketi, modelini veya hizmetini Avrupa Birliği pazarına sunuyorsa söz konusu yükümlülüklerin ülke dışı etkisini ayrıca değerlendirmelidir. Türkiye’deki mevzuata uyum sağlanmış olması, Avrupa Birliği’nde telif ve yapay zeka düzenlemelerinden kaynaklanan sorumlulukları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bir yapay zeka çıktısının telif hakkı ihlali oluşturup oluşturmadığı, yalnızca aynı konuda veya benzer tarzda hazırlanmış olmasına bakılarak belirlenmez. Telif hukuku fikirleri, yöntemleri, genel temaları veya sanat tarzlarını değil, bunların özgün ifade biçimini korur. Bir görselin “empresyonist”, bir metnin “polisiye” veya bir müziğin “caz tarzında” olması tek başına belirli bir eser sahibinin hakkını ihlal etmeyebilir. Buna karşılık yapay zeka çıktısı mevcut bir eserin özgün kompozisyonunu, karakterlerini, metin bölümlerini, melodisini, görsel ayrıntılarını veya başka korunan unsurlarını tanınabilir biçimde yeniden üretiyorsa çoğaltma veya işleme hakkının ihlali gündeme gelebilir. İhlal değerlendirmesinde eserlerin genel fikrinden çok korunan ifade unsurlarının ne ölçüde aktarıldığı incelenmelidir.

Bir romanın yalnızca konusu veya genel fikri kullanılarak farklı bir anlatım oluşturulması ile romanın karakterlerinin, olay dizisinin, diyaloglarının ve ayırt edici anlatım yapısının yeniden üretilmesi aynı değildir. Benzer şekilde bir sanatçının genel resim tarzının taklit edilmesi her durumda telif ihlali oluşturmasa da sanatçının belirli bir eserinin kompozisyonunun ve özgün unsurlarının kopyalanması ihlal oluşturabilir. Tarz taklidi telif hakkı dışında başka hukuki sorunlar da doğurabilir. Yaşayan bir sanatçının adı kullanılarak eserlerin sanatçı tarafından yapılmış izlenimi verilmesi; kişilik hakları, marka hakkı, haksız rekabet, tüketicinin yanıltılması veya reklam hukuku bakımından sorumluluk yaratabilir. Özellikle ticari kullanımlarda “X sanatçısının yeni eseri” şeklinde gerçeğe aykırı tanıtım yapılması, yalnızca telif hukuku çerçevesinde değerlendirilmemelidir.

Eser Sahibinin Manevi Hakları

FSEK, eser sahibine mali hakların yanında manevi haklar da tanımaktadır. Eser sahibi, eserin kamuya sunulup sunulmayacağına ve ne zaman yayımlanacağına karar verme; eserde adının belirtilmesini isteme ve eserin kendi şeref ve itibarını zedeleyecek biçimde değiştirilmesine karşı çıkma yetkisine sahiptir. Bu haklar yapay zeka kullanımı bakımından özellikle önemlidir. Henüz yayımlanmamış bir kitabın taslağının izinsiz biçimde bir yapay zeka sistemine yüklenmesi, yalnızca çoğaltma hakkını değil eserin kamuya sunulmasına ilişkin manevi yetkileri de etkileyebilir. Bir ressamın eserinin değiştirilerek sanatçının adıyla yayımlanması, eserin bütünlüğünün ihlali ve sanatçının şeref veya itibarının zedelenmesi sonucunu doğurabilir. Aynı şekilde yapay zeka tarafından oluşturulan bir içeriğin gerçek bir yazara, müzisyene veya sanatçıya aitmiş gibi sunulması, adın belirtilmesine ilişkin manevi haklarla birlikte kişilik haklarını da ihlal edebilir.

Yapay zeka sisteminin eğitim verisindeki eserleri doğrudan göstermemesi, manevi hak ihlali ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Model belirli bir eseri veya eser sahibine özgü ifadeleri çıktıda yeniden üretebiliyorsa, eserin sahibinin adı belirtilmeden kullanılması veya eser üzerinde izinsiz değişiklik yapılması tartışma konusu olabilir.

Üretken yapay zeka yoluyla gerçekleşen telif hakkı ihlalinde sorumluluk, her olayda tarafların eylemlerine göre belirlenmelidir. İhlal oluşturan içeriği bilerek sisteme yükleyen, mevcut eserin kopyasını ürettiren ve bu içeriği ticari olarak yayımlayan kullanıcı öncelikle sorumlu tutulabilir. Kullanıcının “İçeriği ben değil, yapay zeka üretti” şeklindeki savunması, çıktıyı seçip yayımlayan veya ekonomik olarak kullanan kişi olması nedeniyle sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yapay zeka geliştiricisinin veya platform sağlayıcısının sorumluluğu ise eğitim verilerinin nasıl elde edildiğine, modelin korunan içerikleri yeniden üretmesini önlemek için alınan tedbirlere, ihlal bildirimlerine karşı nasıl hareket edildiğine ve hizmetin özellikle ihlal amacıyla tasarlanıp tasarlanmadığına göre değerlendirilir. Yalnızca genel amaçlı teknoloji sunulması ile telif hakkı ihlalini bilerek teşvik eden veya korunan eserlerin izinsiz biçimde kopyalanmasına dayalı bir sistem kurulması aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bir şirketin çalışanları tarafından kurumsal yapay zeka aracı kullanılarak ihlal oluşturan reklam, tasarım, yazılım veya metin üretilmesi durumunda şirketin sorumluluğu da gündeme gelebilir. Bu nedenle işletmeler yalnızca kullanılan yapay zeka platformunun sözleşmesine güvenmemeli; çıktıların telif kontrolünü, eğitim verilerinin kaynağını ve ticari kullanım yetkilerini ayrıca incelemelidir.

Eser sahiplerinin öncelikle eserlerinin ne zaman ve nasıl oluşturulduğunu gösterebilecek delilleri saklaması önemlidir. Taslaklar, ham dosyalar, proje geçmişi, tarih bilgileri, kaynak dosyaları, e-posta kayıtları ve bulut depolama geçmişi eser sahipliğinin kanıtlanmasına yardımcı olabilir. Yapay zeka destekli eserlerde ise kullanılan promptların, ara çıktıların, yapılan düzenlemelerin ve insan tarafından eklenen yaratıcı unsurların kayıt altına alınması gerekir. Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde isteğe bağlı kayıt ve tescil yapılması da ispat kolaylığı sağlayabilir. Ancak bu işlem kurucu nitelikte değildir; başka bir ifadeyle kayıt yaptırılması tek başına kişiye eser sahipliği kazandırmaz, kayıt yapılmaması da mevcut bir telif hakkını ortadan kaldırmaz. Bakanlık, isteğe bağlı kayıt ve tescilin beyana dayalı olduğunu ve kişiye yeni bir hak vermediğini açıkça belirtmektedir.

Eserlerinin yapay zeka eğitiminde kullanılmasını istemeyen hak sahipleri, internet sitelerinin kullanım koşullarında açık hükümler oluşturabilir, lisans koşullarını belirleyebilir, teknik erişim sınırlamaları uygulayabilir ve özellikle Avrupa Birliği’ndeki metin ve veri madenciliği düzenlemeleri bakımından makine tarafından okunabilir hak saklı tutma yöntemlerinden yararlanabilir. Bununla birlikte bu tedbirlerin Türk hukuku bakımından etkisi, kullanımın niteliğine ve uygulanacak hukuka göre ayrıca incelenmelidir. Bir ihlal tespit edildiğinde içeriğin bulunduğu internet adresleri, ekran görüntüleri, dosya bilgileri, yayımlanma tarihleri ve varsa platform yazışmaları korunmalıdır. Gerekli durumlarda noter tespiti, bilirkişi incelemesi veya mahkeme yoluyla delil tespiti istenebilir. Hak sahibi ihlalin durdurulması, içeriğin kaldırılması, tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile FSEK’teki diğer hukuk ve ceza yollarına başvurabilir. Talebin kapsamı, ihlalin niteliğine ve hak sahibinin uğradığı zarara göre belirlenir.

Şirketlerin yapay zeka kullanımını bireysel çalışan tercihine bırakması önemli telif riskleri yaratır. Çalışanlar, lisanssız görselleri, müşteri tarafından sağlanan içerikleri, yayımlanmamış taslakları veya üçüncü kişilere ait yazılım kodlarını farkında olmadan genel amaçlı yapay zeka araçlarına yükleyebilir. Bu içerikler sağlayıcının sistemlerinde saklanabilir veya sözleşme koşullarına göre model geliştirme amacıyla kullanılabilir.

Kuruluşların hangi yapay zeka araçlarının kullanılabileceğini, hangi içeriklerin sisteme yüklenemeyeceğini, çıktıların ticari kullanımdan önce nasıl kontrol edileceğini ve insan katkısının nasıl kayıt altına alınacağını belirleyen bir yapay zeka ve fikrî mülkiyet politikası oluşturması gerekir. Hizmet sağlayıcı sözleşmelerinde eğitim verisi kullanımı, kullanıcı girdilerinin saklanması, çıktıların kullanım hakları, üçüncü kişi iddialarında sorumluluk, tazminat hükümleri ve uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk incelenmelidir. Yapay zeka çıktısı ticari bir kampanya, kitap, müzik, tasarım veya yazılım projesinde kullanılacaksa insan tarafından hukuki ve yaratıcı kontrol yapılmalıdır. Çıktının benzersiz görünmesi, telif hakkı ihlali bulunmadığını garanti etmez. Benzerlik taraması, kaynak kontrolü ve lisans incelemesi yapılmadan yüksek değerli projelerde yalnızca yapay zeka sağlayıcısının verdiği genel güvencelere dayanılması önemli bir risk oluşturur.

İnsan Yaratıcılığı Hukuki Korumanın Merkezinde Kalmaya Devam Ediyor

Üretken yapay zeka, yaratıcı üretimi ortadan kaldırmaktan çok yaratım sürecinin yapısını değiştirmektedir. Yazarlar, tasarımcılar, müzisyenler, yazılımcılar ve diğer yaratıcı kişiler artık yalnızca doğrudan üretim yapan kişiler değil; aynı zamanda yapay zeka çıktısını yönlendiren, seçen, düzenleyen ve dönüştüren kişiler hâline gelmektedir. Bununla birlikte her yönlendirme veya seçim eser sahipliği oluşturmaz. Hukuki korumanın kapsamı, insanın nihai ifade üzerindeki yaratıcı kontrolü ve eserde gözlemlenebilen özgün katkısıyla bağlantılıdır.

Mevcut Türk hukukunda yapay zekanın eser sahibi sayılması için açık bir hukuki temel bulunmamaktadır. Tamamen otomatik olarak üretilen içeriklerin eser niteliği tartışmalı kalırken, yapay zekanın araç olarak kullanıldığı ve insanın hususiyetini taşıyan yaratıcı unsurların bulunduğu çalışmaların korunması mümkündür. Buna karşılık yapay zeka çıktısının korunabilir olması, üretim sürecinde kullanılan üçüncü kişilere ait eserlerin haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Nihai eser özgün olsa bile eğitim veya üretim aşamasında gerçekleştirilen izinsiz çoğaltmalar ayrıca hak ihlali oluşturabilir. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de yapay zeka eğitimi için lisans modellerinin, metin ve veri madenciliği istisnalarının, eğitim verisi şeffaflığının ve yapay zeka destekli eserlerde insan katkısının ölçülmesine ilişkin daha açık kurallara ihtiyaç duyulacaktır. Düzenleme yapılırken teknolojik gelişmenin engellenmemesi kadar eser sahiplerinin ekonomik ve manevi haklarının korunması da gözetilmelidir. Aksi hâlde yaratıcı sektörlerin ürettiği içeriklerden beslenen yapay zeka sistemleri ile bu içerikleri meydana getiren eser sahipleri arasında sürdürülebilir olmayan bir değer paylaşımı ortaya çıkabilir. Üretken yapay zeka ve telif hukuku alanındaki uyuşmazlıkların çözümü, güncel mevzuatın, yargı kararlarının ve akademik görüşlerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. LegalMind; yargı ve kurum kararlarını, mevzuatı, hukuk literatürünü ve Resmî Gazete içeriklerini tek bir hukuk veri kütüphanesinde bir araya getirerek hukuk profesyonellerinin kapsamlı araştırma yapmasını sağlar. Yapay zeka hukuk asistanı Briefi aracılığıyla hukuki sorgular gerçekleştirilebilir ve konuya ilişkin kararlarla mevzuata daha hızlı ulaşılabilir. LegalMind’ın veri kütüphanesinde 11 milyondan fazla yargı ve kurum kararı, 20 binden fazla mevzuat ve 45 binden fazla hukuk literatürü kaynağı bulunmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yapay zeka bir eserin sahibi olabilir mi?

Mevcut Türk hukukunda yapay zekanın bağımsız eser sahibi olduğunu kabul eden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. FSEK’in eser sahipliği sistemi, eseri meydana getiren kişi ve bu kişinin hususiyeti üzerine kuruludur. Yapay zeka sistemi hukuki kişiliğe ve manevi hak kullanabilecek iradeye sahip olmadığından eser sahibi olarak kabul edilmesi güçtür.

Yapay zekaya prompt yazan kişi eser sahibi olur mu?

Her durumda olmaz. Promptun ayrıntı düzeyi, kullanıcının nihai ifade üzerindeki kontrolü, çıktıların seçilmesi ve düzenlenmesi ile insan tarafından eklenen yaratıcı unsurlar birlikte değerlendirilir. Yalnızca genel bir talimat verilmesi eser sahipliği için yeterli olmayabilir.

Yapay zeka ile oluşturulan görseller telif hakkıyla korunur mu?

Görsel tamamen otomatik biçimde oluşturulmuşsa korunması tartışmalıdır. Kullanıcı kompozisyonu belirlemiş, özgün materyal eklemiş, çıktıları yaratıcı biçimde seçmiş ve nihai görsel üzerinde kapsamlı düzenlemeler yapmışsa insan tarafından oluşturulan unsurlar eser korumasından yararlanabilir.

İnternetteki görseller yapay zeka eğitiminde serbestçe kullanılabilir mi?

Hayır. Bir içeriğin internette erişilebilir olması, telif hakkının bulunmadığı veya her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez. Geçerli bir lisans, hak sahibinin izni, kamu malı statüsü veya uygulanabilir bir kanuni istisna bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Bir sanatçının tarzında görsel üretmek telif hakkı ihlali midir?

Yalnızca genel sanat tarzının taklit edilmesi her durumda telif hakkı ihlali oluşturmaz. Ancak belirli bir eserin özgün ve tanınabilir unsurları kopyalanıyorsa ihlal gündeme gelebilir. Sanatçının adının yanıltıcı biçimde kullanılması ayrıca kişilik hakkı, marka veya haksız rekabet sorunu doğurabilir.

Yapay zeka çıktısının hakları platforma mı aittir?

Bu konu platformun kullanım koşullarına göre değişebilir. Ancak sözleşmede çıktının kullanıcıya ait olduğunun belirtilmesi, eser niteliği taşımayan tamamen otomatik bir içeriğe kendiliğinden telif hakkı kazandırmaz. FSEK anlamındaki eser sahipliği koşulları ile sözleşmesel kullanım yetkileri ayrı değerlendirilmelidir.

Yapay zeka ile üretilen içerik mevcut bir esere benziyorsa kim sorumludur?

İçeriği üreten, seçen, yayımlayan veya ticari olarak kullanan kişi somut olaya göre sorumlu olabilir. Model geliştiricisinin veya platformun sorumluluğu ise eğitim verilerinin kaynağı, ihlali önlemek için aldığı tedbirler, ihlalden haberdar olup olmadığı ve hizmetin yapısına göre ayrıca değerlendirilir.

Kategori: Hukuk, Yapay Zeka, LegalMind, LegalMind Hukuk Platformu, LegalMind Hukuk Veri Kütüphanesi

Etiketler: Hukuk Veri Kütüphanesi, Yapay Zeka Hukuk Asistanı Briefi

LegalMind Logo
Copyright © 2026 LegalMind.
Tüm hakları saklıdır.
LegalMind Logo Band
Kurumsal