VASİYETNAME NASIL HAZIRLANIR? VASİYETNAME TÜRLERİ VE HUKUKİ GEÇERLİLİK ŞARTLARI ÜZERİNE KAPSAMLI BİR İNCELEME
I. Giriş: Vasiyetnameye Genel Bakış
Miras hukuku, bir kişinin ölümü halinde malvarlığının nasıl devredileceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Bu kapsamda, miras bırakanın ölümünden sonra yerine getirilmesini istediği son arzularını ve malvarlığının paylaşım şeklini belirlediği hukuki işlemlere "vasiyetname" denir. Vasiyetname, miras bırakanın iradesinin ölümünden sonra da geçerli olmasını sağlayan önemli bir araçtır. Bu belge, miras bırakanın malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kullanarak, yasal mirasçılık sisteminden farklı düzenlemeler yapmasına olanak tanır.
Vasiyetnamenin hukuki niteliği incelendiğinde, Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf olduğu görülmektedir. Bu tek taraflılık, miras bırakanın vasiyetnameyi hazırlarken başka herhangi bir kişinin onayına veya katılımına ihtiyaç duymadığı anlamına gelir. Ayrıca, vasiyetname, miras bırakanın hayatta olduğu süre boyunca serbestçe ve tek taraflı olarak değiştirilebilir veya tamamen geri alınabilir. Hukuk sistemi, miras bırakanın sağlığında vasiyetnameyi değiştirmeyeceğine dair konulan her türlü şartı veya kaydı geçersiz kabul eder. Bu durum, miras bırakanın malvarlığı üzerindeki mutlak tasarruf özgürlüğünü ve son ana kadar iradesini değiştirme hakkını korumayı amaçlar.
Vasiyetname düzenleme hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu, vasiyetnamenin kanuni veya iradi temsil yoluyla, yani bir vekil aracılığıyla düzenlenemeyeceği anlamına gelir. Miras bırakanın bizzat kendisinin bu işlemi gerçekleştirmesi zorunludur. Bu kural, vasiyetnamenin gerçekten miras bırakanın özgür ve etkilenmemiş iradesini yansıtmasını sağlamak, olası baskı, aldatma veya hile gibi irade sakatlıklarını önlemek için hayati öneme sahiptir. Kişinin doğrudan katılımı, vasiyetnamenin hukuki sağlamlığını artırır ve gelecekteki olası iptal davalarına karşı güçlü bir koruma sağlar.
A. Vasiyetnamenin Amacı ve Miras Hukukundaki Yeri
Vasiyetnamenin temel amacı, miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığının yasal mirasçılık kurallarından farklı bir şekilde dağıtılmasını veya belirli kişilere özel kazandırmalar yapılmasını sağlamaktır. Miras bırakan, vasiyetname aracılığıyla çeşitli hukuki tasarruflarda bulunabilir. Bu tasarruflar, miras bırakanın kişisel değerlerini, aile bağlarını ve toplumsal sorumluluklarını yansıtma imkânı sunar.
Vasiyetname ile yapılabilecek başlıca işlemler şunlardır:
● Mirasçı atama: Miras bırakan, yasal mirasçıları dışında bir veya birden fazla kişiyi mirasçısı olarak atayabilir. Bu atanan mirasçılar, miras bırakanın külli halefi sıfatıyla terekenin tamamı veya belirli bir oranı üzerinde hak sahibi olurlar.
● Belirli mal vasiyeti: Miras bırakan, mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye belirli bir malını (örneğin bir ev, araba veya para) vasiyet edebilir. Bu durumda, vasiyet alacaklısı mirasçı olmaz, ancak mirasçılardan o malın kendisine teslim edilmesini talep etme hakkına sahip olur.
● Mirasçılıktan çıkarma (ıskat): Kanunda belirtilen belirli şartların varlığı halinde, miras bırakan yasal mirasçılarından birini veya birkaçını mirasçılıktan çıkarabilir. Bu işlem, miras bırakanın iradesinin yasal mirasçılık düzenine müdahale etmesini sağlar, ancak bu yetki sınırsız değildir ve kanuni şartlara tabidir.
● Koşullar ve yükümlülükler koyma: Miras bırakan, mirasçılarına veya vasiyet alacaklılarına belirli koşullar veya yükümlülükler getirebilir. Bu koşulların veya yükümlülüklerin hukuka ve ahlaka uygun olması zorunludur; aksi takdirde geçersiz sayılırlar.
● Yedek ve art mirasçı atama: Miras bırakan, atanmış mirasçının mirası reddetmesi veya mirasçı olamaması gibi durumlara karşı yedek mirasçı atayabilir. Ayrıca, belirli bir süre veya koşulun gerçekleşmesi halinde mirasın bir sonraki kişiye geçmesini sağlamak amacıyla art mirasçı da atayabilir. Bu, miras bırakanın malvarlığının uzun vadeli ve çok kuşaklı planlamasına imkân tanır.
● Vakıf kurulmasını vasiyet etme: Miras bırakan, malvarlığının bir kısmını veya tamamını belirli bir amaca hizmet etmek üzere bir vakıf kurulması için vasiyet edebilir. Bu, miras bırakanın hayırseverlik veya toplumsal fayda sağlama arzusunu ölümünden sonra da devam ettirmesine olanak tanır.
Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığının nasıl paylaşılacağını belirten yasal bir belgedir. Miras hukukundaki yeri, yasal mirasçılık düzenine ek olarak veya ondan saparak, miras bırakanın kişisel iradesini ön plana çıkarmasıdır. Bu sayede, miras bırakanın özel istekleri, aile dışındaki kişilere veya kurumlara yönelik arzuları ve belirli koşullara bağlı tasarrufları hukuki güvence altına alınır.
B. Türk Medeni Kanunu'nda Vasiyetnameye İlişkin Temel Hükümler
Türk Medeni Kanunu (TMK), vasiyetnameye ilişkin temel hükümleri detaylı bir şekilde düzenlemiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 502. maddesi, vasiyetname yapabilmek için gerekli olan ehliyet şartlarını belirlerken, 532 ila 541. maddeler arasında ise vasiyetnamenin türleri ve bu türlerin şekil şartları düzenlenmiştir.
Türk hukukunda, vasiyetnameler "sınırlı sayı ilkesi" (numerus clausus) gereğince yalnızca üç şekilde düzenlenebilir. Bu ilke, miras bırakanların kendi vasiyetname türlerini yaratmalarını engeller ve hukuki güvenlik ile açıklığı sağlamayı amaçlar. Bu üç vasiyetname türü şunlardır:
1. Resmi Vasiyetname (TMK md. 532-537)
2. El Yazılı Vasiyetname (TMK md. 538)
3. Sözlü Vasiyetname (TMK md. 539-541)
Kanun koyucu, bu üç tür vasiyetname için farklı ve katı şekil şartları öngörmüştür. Bu şekil şartlarına uyulmaması, vasiyetnamenin geçersizliğine yol açabilir. Hukuk sisteminin bu denli katı bir formalizm benimsemesinin temel nedeni, miras bırakanın ölümünden sonra iradesinin doğru bir şekilde tespit edilmesini sağlamak ve olası ihtilafları en aza indirmektir. Şekil şartları, vasiyetnamenin sahteciliğe karşı korunmasına, miras bırakanın son arzularının açık ve anlaşılır olmasına ve iradesinin tam olarak yansımasına hizmet eder. Bu titizlik, miras hukukunda hukuki güvenliğin ve miras bırakanın iradesine saygının temelini oluşturur.
II. Vasiyetname Düzenleme Ehliyeti
Vasiyetname düzenleyebilmek için miras bırakanın belirli hukuki ehliyet şartlarını taşıması zorunludur. Türk Medeni Kanunu'nun 502. maddesi bu şartları açıkça düzenlemiştir. Bu şartlar, miras bırakanın vasiyetnameyi yaparken bilinçli ve özgür bir iradeye sahip olduğunu güvence altına almayı amaçlar.
A. Yaş Şartı: On Beş Yaşını Doldurmuş Olmak
Vasiyetname yapabilmek için aranan ilk şart, miras bırakanın on beş yaşını doldurmuş olmasıdır. Bu yaş sınırının, genel erginlik yaşı olan 18'den daha düşük tutulması, kanun koyucunun genç bireylerin de belirli bir olgunluk ve anlayış düzeyine ulaştıklarında vasiyetname düzenleme özgürlüğünü tanıma niyetini gösterir. On beş yaşını doldurmamış kişiler vasiyetname düzenleyemezler.
Vasiyetname düzenleme ehliyeti için bir üst yaş sınırı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, akıl sağlığı yerinde olan ve ayırt etme gücüne sahip olan bireyler, 90 veya 100 yaşında dahi geçerli bir vasiyetname düzenleyebilirler. Bu durum, yaşlılık nedeniyle vasiyetname yapma hakkının kısıtlanmadığını, asıl belirleyici faktörün ayırt etme gücü olduğunu ortaya koyar.
B. Ayırt Etme Gücü Şartı
Yaş şartının yanı sıra, vasiyetname düzenleyebilmek için miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olması da zorunludur. Ayırt etme gücü, bir kişinin davranışlarının anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğini ifade eder. Bu, vasiyetçinin vasiyetnamenin amacını, içeriğini ve ortaya çıkaracağı hukuki sonuçları genel hatlarıyla anlayabilmesini gerektirir. Hukuki sonuçları tam anlamıyla kavraması beklenmese de, kişi oluşan kararını dış dünyaya açıklayabilmelidir.
1. Ayırt Etme Gücünün Kapsamı ve Değerlendirilmesi
Ayırt etme gücünün varlığı, her somut olayın koşullarına göre değerlendirilir ve bu değerlendirme hukuki bir olay olup hâkimin takdirindedir. Bir kişinin günlük hayata ilişkin basit hukuki işlemleri yapabilecek düzeyde ayırt etme gücüne sahip olması, onun karmaşık ölüme bağlı tasarruflar için de yeterli ayırt etme gücüne sahip olduğu anlamına gelmez. Vasiyetnamenin içeriği basit veya karmaşık olabilir ve buna göre gerekli ayırt etme gücü düzeyi de farklılık gösterebilir.
Ayırt etme gücünün bulunmadığı iddiasıyla açılan vasiyetnamenin iptali davalarında, ispat yükü bu iddiayı ileri süren kişiye aittir. Genel hayat tecrübesine göre, bir kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu karinesi mevcuttur ve bu karinenin çürütülmesi gereklidir. Hâkim, vasiyetname düzenleyenin vasiyetname düzenlendiği esnada ayırt etme gücünün bulunmadığını "ağır basan bir ihtimal" veya "kuvvetle muhtemel" görüyorsa, ölüme bağlı tasarrufun iptali mümkün olabilir.
2. Akıl Hastalığı, Akıl Zayıflığı ve Diğer Durumların Etkisi
Ayırt etme gücünü ortadan kaldırabilecek sebepler arasında yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya bunlara benzer durumlar yer alır. Ancak, bir kişinin akıl hastası olduğunun veya akıl zayıflığı bulunduğunun ispatı tek başına yeterli değildir; genel olarak ayırt etme gücünü kaldıran bir akıl hastalığının varlığının ispat edilmesi gerekir. Örneğin, akıl hastalığı, demans, alkol veya uyuşturucu etkisi altındaki bireylerin vasiyetnameleri geçersiz sayılabilir.
Önemli bir nokta, miras bırakana yasal danışman veya kayyım atanmasının, onun vasiyetname yapma ehliyetine etki etmemesidir. Bu durum, yasal danışmanlık veya kısıtlama hallerinin genellikle kişinin günlük işlerini yönetme kapasitesiyle ilgili olduğunu, ancak vasiyetname gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı ve tek seferlik bir işlem için ayırt etme gücünü her zaman ortadan kaldırmadığını gösterir.
3. Sağlık Raporunun Önemi ve Alınması Gereken Durumlar (Özellikle 65 Yaş Üstü Bireyler İçin)
İleri yaşlarda düzenlenen vasiyetnameler, genellikle miras bırakanın ayırt etme gücünün sorgulanması nedeniyle iptal davalarına konu olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyler için vasiyetname düzenlenirken sağlık raporu alınması şiddetle tavsiye edilmektedir. Resmi vasiyetname düzenlenirken noter, gerekli görmesi halinde sağlık raporu talep edebilir. Ancak, sağlık raporu olmadan hazırlanan bir vasiyetname, sırf bu nedenle geçersiz sayılmaz.
Vasiyetnamenin daha sağlam ve iptal edilebilirliği zor olan bir belge olmasını sağlamak amacıyla, mümkünse psikoloji ve nöroloji uzmanlarının imzasının da bulunduğu bir heyet raporu alınması önerilir. Devlet hastanelerinden alınan doktor veya heyet raporlarının genellikle bir günlük geçerliliği olduğu unutulmamalıdır; yani rapor alındığı gün vasiyetnamenin düzenlenmesi gerekmektedir. Noterlerin, iş yaptıracak kişilerin yeteneklerini tamamen öğrenme yükümlülüğü bulunması, resmi vasiyetnamelerin bu tür iddialara karşı daha dayanıklı olmasına katkı sağlar. El yazılı vasiyetnamelerde ise, düzenleme tarihinin net bir şekilde belirtilmesi, vasiyetçinin o tarihteki ayırt etme gücünün tespiti açısından büyük önem taşır.
C. Vasiyetnamenin Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Bir Hak Olması
Vasiyetname düzenleme hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması, miras bırakanın bu işlemi bizzat kendisinin yapması gerektiği anlamına gelir. Bu ilke, miras bırakanın iradesinin tam ve eksiksiz bir şekilde yansımasını sağlamak, dışarıdan gelebilecek her türlü baskı, tehdit, aldatma veya hile gibi iradeyi sakatlayıcı durumları engellemek için temel bir güvencedir.
Bu kuralın bir sonucu olarak, vasiyetname vekaletname ile düzenlenemez. Bir başka deyişle, miras bırakanın bir temsilci atayarak kendi adına vasiyetname hazırlatması hukuken mümkün değildir. Miras bırakanın, vasiyetname düzenleme anında fiziksel ve zihinsel olarak hazır bulunması ve kendi iradesini doğrudan ifade etmesi şarttır. Bu katı kural, miras bırakanın son arzularının otantikliğini ve güvenilirliğini en üst düzeyde korumayı hedefler.
III. Vasiyetname Türleri ve Şekil Şartları
Türk Medeni Kanunu, miras bırakanın son arzularını beyan edebileceği üç farklı vasiyetname türünü sınırlı sayıda belirlemiştir: Resmi Vasiyetname, El Yazılı Vasiyetname ve Sözlü Vasiyetname. Her bir tür, kendine özgü şekil şartlarına tabidir ve bu şartlara titizlikle uyulması, vasiyetnamenin hukuki geçerliliği açısından hayati öneme sahiptir.
A. Resmi Vasiyetname
Resmi vasiyetname, Türk hukuk sisteminde en yaygın ve en güvenli vasiyetname türü olarak kabul edilir. Resmi bir memur tarafından ve iki tanığın katılımıyla düzenlenmesi, bu tür vasiyetnamelerin hukuki sağlamlığını artırır ve gelecekteki olası itirazlara karşı güçlü bir zemin oluşturur.
1. Tanımı ve Düzenleme Makamları (Noter, Sulh Hâkimi, Yetkili Memur)
Resmi vasiyetname, miras bırakanın arzularını resmi bir memura bildirmesi ve bu memur tarafından kanuni şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen vasiyetnamedir. Resmi memur olarak sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli (örneğin konsolosluk yetkilileri) görev yapabilir. Noterlerin bu alandaki yetkinliği ve yaygınlığı nedeniyle, resmi vasiyetnameler genellikle noter huzurunda düzenlenmektedir. Resmi bir makamın ve tanıkların denetiminde hazırlanması, bu vasiyetname türünü irade sakatlıkları veya şekil eksikliği iddialarına karşı daha dirençli hale getirir.
2. Şekil Şartları ve Prosedür
Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesi belirli bir prosedürü takip eder ve her adımın titizlikle yerine getirilmesi gerekir:
● Arzuların Bildirilmesi: Miras bırakan, son arzularını resmi memura sözlü veya yazılı olarak bildirir.
● Vasiyetnamenin Yazılması ve Okunması: Memur, miras bırakanın arzularını içeren vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için miras bırakana verir. Bu aşamada, vasiyetnamenin içeriğinin miras bırakanın iradesine tam olarak uygun olduğundan emin olunması önemlidir.
● İmza ve Tarih: Vasiyetname, miras bırakan tarafından okunup imzalanır. Ardından, memur vasiyetnameye tarih koyarak kendisi de imzalar. Tarih, vasiyetnamenin geçerlilik şartıdır ve özellikle birden fazla vasiyetname olması durumunda hangisinin en güncel olduğunu belirlemek için kritik öneme sahiptir.
● Tanık Beyanı ve İmzası: Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra, miras bırakan, vasiyetnameyi okuduğunu ve bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve miras bırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilmeleri zorunlu değildir; onların görevi, miras bırakanın beyanını ve ehliyetini tasdik etmektir.
● Fotoğraf Şartı: Noter vasiyetnamesinin üzerine vesikalık fotoğraf yapıştırılması zorunludur.
Bu adımların herhangi birinde eksiklik olması, vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz sayılmasına yol açabilir. Özellikle tanık olmadan düzenlenen resmi vasiyetnameler geçersizdir. Bu sıkı şekil şartları, miras bırakanın iradesinin doğru ve güvenilir bir şekilde belgelenmesini sağlamak amacıyla konulmuştur.
3. Tanık Olma Yasağı Bulunan Kişiler
Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesinde tanıkların tarafsızlığı ve güvenilirliği büyük önem taşır. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu belirli kişilerin tanık olarak katılamayacağını hükme bağlamıştır. Bu yasaklar, çıkar çatışmalarını ve olası manipülasyonları önlemeyi hedefler:
● Fiil ehliyeti bulunmayanlar.
● Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklı olanlar.
● Okur yazar olmayanlar.
● Miras bırakanın eşi, üstsoyu (anne, baba, büyükanne, büyükbaba) ve altsoy kan hısımları (çocuk, torun), kardeşleri ve bu kişilerin eşleri.
● Vasiyetname ile kendisine mal bırakılan kişiler ve eşleri.
Ayrıca, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memur ve tanıklar ile onların üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, o vasiyetname ile herhangi bir kazandırmada bulunulamazlar. Bu genişletilmiş yasak, sürecin tamamen tarafsız ve etik kurallara uygun yürütülmesini sağlamak için getirilmiştir.
4. Okuma Yazma Bilmeyen veya İmza Atamayan Kişiler İçin Özel Durumlar
Okuma yazma bilmeyen veya imza atamayan kişiler de resmi vasiyetname düzenleyebilirler. Kanun koyucu, bu durumdaki bireylerin de vasiyetname yapma hakkını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla özel bir prosedür öngörmüştür. Bu prosedür, ek güvencelerle miras bırakanın iradesinin doğru bir şekilde tespit edilmesini amaçlar:
● Vasiyetnameyi hazırlayan kişinin okuma yazma bilmemesi veya başka bir nedenle yazılanları okuyamaması veya imzalayamaması durumunda, vasiyetnamenin metni noter tarafından kendisine okunur.
● Noter vasiyetnameyi okurken iki tanık da aynı ortamda bulunmalı ve metni dinlemelidir.
● Vasiyetname metni okunduktan sonra, miras bırakan bu metnin son arzularını içerdiğini beyan etmelidir.
● Tanıklar, miras bırakanın bu beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onun vasiyet düzenleme ehliyetine sahip olduğunu doğrulamalıdırlar. Ayrıca tanıklar, noter tarafından vasiyetnamenin miras bırakana okunduğunu ve onun da vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak imzalamalıdırlar.
Bu özel yöntem, okuma yazma bilmeyen veya imza atamayan kişilerin el yazılı vasiyetname düzenleyememeleri nedeniyle, noterden resmi vasiyetname düzenlemeleri için tek yoldur. Bu sayede, fiziksel veya eğitimsel engeller, bireylerin vasiyetname yapma hakkını kullanmalarına engel teşkil etmezken, sürecin şeffaflığı ve güvenilirliği de sağlanmış olur.
5. Resmi Vasiyetnamenin Güvenliği ve Saklanması
Resmi vasiyetnamelerin en önemli avantajlarından biri, düzenlendikten sonra güvenli bir şekilde saklanmasıdır. Resmi vasiyetnameyi düzenleyen memur (genellikle noter), vasiyetnamenin aslını miras bırakan vefat edene kadar kendi nezdinde saklamakla yükümlüdür. Bu durum, vasiyetnamenin kaybolma, tahrip olma veya tahrif edilme riskini minimize eder.
Vasiyetnamenin noterde saklanması, miras bırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin kolayca bulunmasını ve miras işlemlerinin başlatılmasını sağlar. Bu merkezi ve güvenli saklama mekanizması, miras bırakanın son arzularının zamanında ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi için kritik bir güvence sunar.
B. El Yazılı Vasiyetname (Holografik Vasiyetname)
El yazılı vasiyetname, miras bırakanın kendi el yazısıyla hazırladığı ve imzaladığı bir vasiyetname türüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 538. maddesinde düzenlenmiştir. "Holografik vasiyetname" olarak da bilinen bu tür, resmi bir memur veya tanıkların katılımını gerektirmemesi nedeniyle kolayca düzenlenebilir. Ancak, bu kolaylık beraberinde belirli riskleri de getirir; zira vasiyetnamenin iptali davalarının konusu genellikle el yazılı vasiyetnameler olmaktadır.
1. Tanımı ve Özellikleri
El yazılı vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra malvarlığının ve haklarının nasıl paylaşılacağını belirten, tamamen kendi el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış hukuki bir belgedir. Bu tür vasiyetnamelerde, resmi bir kurumun veya tanıkların düzenleme anında bulunma zorunluluğu yoktur. Bu durum, miras bırakanın vasiyetnamesini gizli ve kişisel bir şekilde hazırlamasına olanak tanır. Ancak, bu kişisel ve denetimsiz ortam, vasiyetnamenin geçerliliği konusunda daha fazla şüpheye yol açabilir. Özellikle miras bırakanın ayırt etme gücü, irade sakatlıkları veya şekil şartlarına uyulmaması gibi konularda sıkça itirazlarla karşılaşılır.
2. Şekil Şartları
El yazılı vasiyetnamenin hukuken geçerli olabilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü sıkı şekil şartlarına harfiyen uyulması gerekmektedir:
a. Tamamının Miras Bırakanın El Yazısıyla Yazılması
Vasiyetnamenin başından sonuna kadar, tüm metnin miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılmış olması zorunludur. Bu kural, belgenin miras bırakana ait olduğunu ve sahteciliğe karşı korunmasını sağlamak için konulmuştur. Bilgisayar ortamında veya daktilo ile yazılan vasiyetnameler, ya da vasiyetname yapan kişiden farklı biri tarafından yazılan belgeler geçersiz sayılır. Herhangi bir parmak izinin basılması veya kaşe gibi unsurlar, el yazılı vasiyetnameyi geçerli hale getirmez. Vasiyetnameye sonradan yapılan eklemelerin de miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılıp imzalanması gerekir.
Bu katı kuralın bir sonucu olarak, okuma yazma bilmeyen kişiler el yazılı vasiyetname düzenleyemezler. Benzer şekilde, görme engelli bireylerin "Braille alfabesi" ile yazdıkları belgeler de el yazısı olarak kabul edilmez ve bu tür vasiyetnameler geçerli sayılmaz. Bu durum, kanun koyucunun "el yazısı" kavramını dar ve fiziki bir anlamda yorumladığını, belgenin doğrudan miras bırakanın elinden çıkmasını temel bir özgünlük ve güvenlik ölçütü olarak gördüğünü göstermektedir. Ancak, el yazılı vasiyetnamenin okunaklı olması şart değildir, okunabilmesi yeterlidir.
b. Düzenleme Tarihinin (Yıl, Ay, Gün) Belirtilmesi
El yazılı vasiyetnamede, vasiyetnamenin düzenlendiği yıl, ay ve günün açıkça belirtilmesi zorunludur. Düzenleme tarihi olmayan bir vasiyetname geçersizdir. Bu tarih şartı, birden fazla vasiyetname olması durumunda hangisinin en son yapıldığını belirlemek ve miras bırakanın o tarihteki ayırt etme gücünü tespit etmek açısından büyük önem taşır. Tarih, "2023 yılının Kurban Bayramının 3. günü" gibi tespit edilebilir bir ifadeyle de yazılabilir. Vasiyetnameye sonradan yapılan eklemelerin de yapıldığı tarihin belirtilmesi gerekmektedir.
c. Miras Bırakanın İmzası
El yazılı vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için miras bırakanın kendi el yazısıyla atılmış imzasının bulunması şarttır. İmzanın bulunmaması durumunda vasiyetname geçersiz sayılır. İmzanın elle atılması zorunludur; elektronik imza veya mühür gibi alternatifler geçerli değildir. İmza, metnin tamamını kapsaması gerektiği için genellikle vasiyetnamenin sonuna atılır. Mutlaka klasik bir imza olmasına gerek yoktur; miras bırakanın kimliğini ve iradesini yansıtan "babanız" gibi bir ifade de yeterli olabilir, önemli olan metnin kapanması ve miras bırakanın iradesinin kesinleştiğini göstermesidir.
3. Vasiyetname Yapma Amacının Önemi
El yazılı vasiyetnamenin geçerliliği için, miras bırakanın o yazıyı gerçekten bir vasiyetname düzenleme amacıyla yazmış olması gerekir. Eğer kişinin niyeti vasiyetname yapmak değilse, sadece bir şeyler karalıyorsa bu belge vasiyetname olarak kabul edilmez ve geçersiz sayılır. Kural olarak, bir belgenin vasiyetname olduğu kabul edilir ve aksini iddia eden kişinin, miras bırakanın vasiyetname yapma amacı taşımadığını ispatlaması gerekir. Bu "vasiyetname yapma amacı" (animus testandi) ilkesi, şekil şartlarına uyulsa bile, miras bırakanın gerçek iradesinin varlığını teyit etmeyi amaçlar.
4. El Yazılı Vasiyetnamenin Saklanması
El yazılı vasiyetname, düzenlendikten sonra miras bırakan tarafından saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili bir memura bırakılabilir. Bu, zorunlu bir şart olmamakla birlikte, vasiyetnamenin kaybolma, tahrip olma veya miras bırakanın ölümünden sonra bulunamama riskini azaltmak için oldukça pratik ve önerilen bir yöntemdir. Resmi bir makamda saklanması, vasiyetnamenin güvenliğini artırır ve miras bırakanın son arzularının yerine getirilmesini kolaylaştırır.
C. Sözlü Vasiyetname
Sözlü vasiyetname, Türk Medeni Kanunu'nun 539-541. maddelerinde düzenlenmiş olup, olağanüstü durumlarda başvurulabilen istisnai ve ikincil (tali) bir vasiyet türüdür. Bu tür vasiyetname, miras bırakanın resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkanının bulunmadığı hallerde son arzularını beyan etmesine olanak tanır.
1. Tanımı ve İstisnai Niteliği
Sözlü vasiyetname, miras bırakanın yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar nedeniyle yazılı bir vasiyetname düzenleyememesi halinde, son arzularını iki tanığa sözlü olarak bildirmesiyle oluşur. Bu vasiyetname türü, normal şartlarda geçerli değildir ve ancak diğer vasiyetname türlerinin yapılamadığı durumlarda başvurulabilen bir istisnadır. Kanun koyucu, bu tür vasiyetnamelerin geçerliliğini çok sıkı şartlara bağlamıştır, çünkü sözlü beyanların doğruluğunun ve içeriğinin tespiti yazılı belgelere göre daha zordur. Bu nedenle, resmi veya el yazılı vasiyetname yapabilecek durumda olan bir miras bırakanın sözlü vasiyet yapması hukuken geçerli sayılmaz.
2. Olağanüstü Durum Şartı (Yakın Ölüm Tehlikesi, Ulaşımın Kesilmesi, Hastalık, Savaş vb.)
Sözlü vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için, miras bırakanın içinde bulunduğu durumun olağanüstü nitelikte olması ve bu durumun yazılı vasiyetname yapmasına engel teşkil etmesi gerekir. Kanunda belirtilen örnek durumlar şunlardır:
● Yakın ölüm tehlikesi.
● Ulaşımın kesilmesi.
● Hastalık.
● Savaş.
Kanundaki "gibi" ifadesi, bu durumların sınırlı olmadığını, halk ayaklanması, terörist saldırı, deprem veya benzeri diğer olağanüstü olayların da bu kapsamda değerlendirilebileceğini gösterir. Önemli olan, bu olağanüstü durumun vasiyetnamenin hazırlanmasına sebep teşkil etmesi ve miras bırakanın zorunluluk gereği sözlü vasiyet yoluna başvurmasıdır. Örneğin, ulaşımın kesilmesi durumunda, kesintinin fiilen gerçekleşmiş olması gerekir; sadece bir tehlike veya olasılık yeterli sayılmaz. Ayrıca, el veya kol felci gibi fiziksel engeller de el yazılı vasiyetname yapmayı engelleyebilir ve sözlü vasiyete başvurma imkânı doğurabilir.
3. Başka Türlü Vasiyetname Yapma İmkanının Bulunmaması Şartı
Sözlü vasiyetnamenin geçerliliği için aranan ikinci temel koşul, miras bırakanın sözlü vasiyetname dışında başka herhangi bir vasiyetname türünü (resmi veya el yazılı) yapma imkanının bulunmamasıdır. Bu iki koşulun (olağanüstü durumun varlığı ve başka bir vasiyetname yapma imkanının olmaması) bir arada bulunması zorunludur. Eğer miras bırakanın yazılı bir vasiyetname yapma imkânı varsa, sözlü vasiyetname geçersiz olacaktır. Bu şart, sözlü vasiyetnamenin gerçekten son çare olarak kullanıldığını güvence altına almayı amaçlar.
4. Şekil Şartları
Sözlü vasiyetnamenin şekil şartları, diğer vasiyetname türlerine göre daha esnek olsa da, yine de belirli kurallara tabidir:
a. İki Tanığa Beyan
Miras bırakan, son arzularını orada bulunan iki tanığa anlatır. Bu iki tanık, aynı anda orada bulunmalıdır. Miras bırakanın vasiyetini yalnızca bir kişiye açıklaması, sözlü vasiyetnameyi geçersiz kılar. Son arzuların anlatılması çoğunlukla sesli olarak gerçekleşir.
Resmi vasiyetname düzenlenmesinde tanıklara ilişkin yasaklar (fiil ehliyeti bulunmayanlar, okur yazar olmayanlar hariç) sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir. Bu yasaklar, tanıkların tarafsızlığını ve güvenilirliğini sağlamayı amaçlar. Özellikle, tanıklara, tanıkların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine sözlü vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz. Okuryazar olmayan kişiler sözlü vasiyette tanık olabilirler.
b. Tanıkların Beyanı Yazıya Geçirmesi ve Sulh Hâkimine Teslimi
Miras bırakan son arzularını tanıklara anlattıktan sonra, onlara bu beyana uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Bu süreç iki farklı şekilde gerçekleşebilir:
● Belge Düzenleyerek Mahkemeye Teslim Etme: Tanıklardan biri, miras bırakanın kendilerine beyan ettiği son arzuları yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar. Bu belgenin tanıklardan birinin el yazısıyla yazılması zorunlu değildir; bilgisayar veya daktilo kullanılabilir. Yazılan belgeyi tanıklardan biri imzalar ve diğer tanığa da imzalatır. Bu belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine teslim ederler. Teslim sırasında, miras bırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini ve onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler. "Hemen" ve "vakit geçirmeksizin" ifadeleri, mümkün olan en hızlı şekilde belgenin düzenlenmesi ve teslim edilmesi gerektiğini vurgular.
● Doğrudan Mahkemeye Başvurarak Tutanağa Geçirtme: Tanıklar, miras bırakanın son arzularını yazılı bir belgeye almak yerine, doğrudan mahkemeye başvurarak bu arzuların bir tutanağa geçirilmesini sağlayabilirler. Bu yöntem, özellikle tanıkların okuryazar olmadığı durumlarda zorunludur. Tanıkların mahkemeye birlikte ve vakit geçirmeksizin gitmeleri şarttır. Mahkemede, miras bırakanın vasiyetname yapmaya ehil olduğunu ve son arzularını olağanüstü bir durum içinde kendilerine anlattığını beyan ederler. Mahkeme tarafından düzenlenen bu tutanak resmi senet niteliğindedir ve tanıklarca imzalanır.
Her iki durumda da, hâkim, vasiyetnamenin geçerliliğini incelemeden, miras bırakanın ölümünü tespit ettikten sonra vasiyetnameyi bir ay içinde açmak ve ilgililere okumak zorundadır.
5. Sözlü Vasiyetnamenin Hükümden Düşmesi (Geçerlilik Süresi)
Sözlü vasiyetname, diğer vasiyetname türlerinden farklı olarak geçici bir nitelik taşır. Sözlü vasiyetname yapılmasını mümkün kılan olağanüstü hâl ortadan kalkarsa veya miras bırakan resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkanına kavuşursa, sözlü vasiyetname bir ay sonunda kendiliğinden hükümden düşer. Bu durumda vasiyetname hiç yapılmamış gibi geçmişe yönelik olarak hükümsüz olur. Bu kural, sözlü vasiyetnamenin yalnızca acil durumlar için bir çözüm olduğunu ve miras bırakanın durumu normale döndüğünde yazılı bir vasiyetname düzenlemesi gerektiğini vurgular. Eğer mirasçılar, sözlü vasiyeti geçerli saymazsa, iptal davası açılmasına gerek kalmadan kendiliğinden hükümsüz hale gelebilir.
Aşağıdaki tablo, vasiyetname türlerinin temel özelliklerini ve şekil şartlarını karşılaştırmalı olarak sunmaktadır:
IV. Vasiyetname ile Yapılabilecek Tasarruflar
Miras bırakan, vasiyetname aracılığıyla malvarlığı üzerinde çeşitli ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir. Bu tasarruflar, yasal mirasçılık düzeninin ötesine geçerek, miras bırakanın kişisel iradesini ve özel isteklerini yansıtmasına imkân tanır.
A. Mirasçı Atama (Atanmış Mirasçı)
Mirasçı atama, miras bırakanın mirasının tamamı veya belirli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı olarak belirlemesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 516. maddesi bu işlemi düzenler ve mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarrufun mirasçı atanması sayılacağını belirtir. Bu şekilde belirlenen mirasçılara "atanmış mirasçı" denir.
Atanmış mirasçılar, yasal mirasçılar gibi "külli halef" sıfatını kazanırlar. Bu, onların miras bırakanın tüm hak ve borçlarına, miras payları oranında sahip olmaları anlamına gelir. Atanmış mirasçının kazanımı, miras bırakanın ölümüyle birlikte kendiliğinden gerçekleşir. Mirasçı atama işlemi sadece vasiyetname ile yapılabilir. Yasal mirasçılık sıfatını taşıyan bir kişinin aynı zamanda mirasçı olarak atanması da mümkündür; bu durumda, miras bırakanın yasal miras payından daha fazla pay özgülemesi amaçlanır. Birden çok kişiye yönelik atama işleminde, kişilerin hangi oranda pay alacakları belirlenmemişse, bu kişilerin eşit oranda hak sahibi oldukları kabul edilir.
B. Belirli Mal Vasiyeti (Vasiyet Alacağı)
Belirli mal vasiyeti, miras bırakanın mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye terekesinden belirli bir malı (örneğin bir taşınmaz, bir miktar para veya bir eşya) bırakmasıdır. Bu işlem Türk Medeni Kanunu'nun 517. maddesinde düzenlenmiştir.
1. Tanımı ve Hukuki Sonuçları
Belirli mal vasiyeti alacaklısı, teknik olarak mirasçı değildir. Miras bırakanın ölümüyle birlikte, vasiyet alacaklısı, mirasçılara veya vasiyeti yerine getirme görevlisine karşı belirli malın kendisine teslim edilmesini talep etme hakkı (alacak hakkı) kazanır. Vasiyet konusu kazandırma, mirasın açılmasıyla kendiliğinden hak sahibine geçmez. Vasiyet alacaklısının malı kazanabilmesi için, vasiyeti yerine getirme yükümlüsünün (yasal veya atanmış mirasçılar ya da vasiyeti yerine getirme görevlisi) o malı teslim etmesi (taşınır ise), tapuya tescil ettirmesi (taşınmaz ise) veya temlik etmesi (alacak ise) gerekir. Bu durum, vasiyet alacaklısının hakkını elde etmek için aktif bir talepte bulunması gerektiğini gösterir.
Vasiyet alacaklısı, mirasın açılması anından itibaren vasiyet olunan malın yarar ve hasarına sahip olur. Ancak, vasiyet alacaklısına borç yüklenmiş olsa dahi, kendisine vasiyet edilen alacağın değerini aşan miktarı ödeme zorunluluğu bulunmamaktadır. Eğer vasiyet alacağının konusu olan belirli mal, mirasın geçişi anında terekeye dahil değilse (örneğin miras bırakan o malı satmışsa veya kaybolmuşsa), mirası yerine getirme görevlileri bu borçtan kurtulabilir. Lehine mal vasiyet edilen kişinin miras bırakan vefat ettiğinde sağ olması ve mirasa ehil olması önemlidir. Miras bırakanın, lehine mal vasiyet edilecek kişiyi belirleme yetkisini bir başkasına bırakması geçersizliğe yol açar. Ayrıca, ölüme bağlı tasarrufta hangi malın kime bırakıldığının açıkça belirtilmesi veya bilinebilir olması esastır; aksi takdirde belirli mal vasiyeti geçersiz olabilir.
2. Mirasçı Atamadan Farkı
Belirli mal vasiyeti ile mirasçı atama arasında önemli hukuki farklar bulunmaktadır. Atanmış mirasçı "külli halef" olup, miras bırakanın tüm hak ve borçlarına külli olarak sahip olurken, belirli mal vasiyeti alacaklısı sadece belirli bir mal üzerinde "alacak hakkı"na sahiptir. Bu durum, vasiyet alacaklısının miras bırakanın borçlarından sorumlu olmaması anlamına gelir, oysa atanmış mirasçı borçlardan da sorumlu olur. Yasal mirasçı, mirası reddederek borçlardan kurtulabilirken, lehine yapılmış olan mal vasiyetini yine de alabilir. Bu farklılıklar, miras bırakanın malvarlığını nasıl yönlendirmek istediğine bağlı olarak farklı hukuki sonuçlar doğurur.
C. Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), miras bırakanın kanunda belirtilen belirli ve sınırlı şartların varlığı halinde, yasal mirasçılarından birini veya birkaçını miras payından mahrum bırakmasıdır. Bu işlem Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesinde düzenlenmiştir. Mirasçılıktan çıkarma için kanunun aradığı şartların (örneğin mirasçının miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi, aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi) zorunlu olarak bulunması gerekir; bu şartlar olmadan yapılan çıkarma geçerli olmaz. Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın iradesinin yasal mirasçılık düzenine müdahale etmesini sağlayan önemli bir yetkidir.
Miras bırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin açılmasıyla birlikte, sulh hukuk mahkemesi mirasçılıktan çıkarılan kişiye durumu bildirecektir. Bu bildirim üzerine, mirasçılıktan çıkarılan kişi, süresi içerisinde mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası açma hakkına sahiptir. Bu durum, miras bırakanın disinheritance yetkisinin mutlak olmadığını ve hukuki denetime tabi olduğunu gösterir.
D. Koşul ve Yükümlülükler (Mükellefiyetler) Koyma
Miras bırakan, vasiyetname ile mirasçılarına veya vasiyet alacaklılarına belirli koşullar veya yükümlülükler (mükellefiyetler) getirebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 515. maddesi bu yetkiyi düzenler. Örneğin, miras bırakan, mirasçısının belirli bir eğitimi tamamlaması veya belirli bir hayır kurumuna bağış yapması gibi şartlar koyabilir.
Ancak, bu koşul ve yükümlülüklerin hukuka veya ahlaka aykırı olmaması esastır. Hukuka veya ahlaka aykırı bir koşul veya yükümlülük içeren vasiyetname, bu kısmı itibarıyla iptal edilebilir. Örneğin, bir kimseyi öldürmesi veya zina yapması koşuluyla yapılan bir vasiyetname, hem koşul hem de vasiyet açısından hükümsüzdür. Bu durum, miras bırakanın irade özgürlüğünün kamu düzeni ve ahlak kurallarıyla sınırlı olduğunu gösterir.
E. Yedek ve Art Mirasçı Atama
Miras bırakan, vasiyetname aracılığıyla yedek mirasçı ve art mirasçı atayarak, malvarlığının gelecekteki akıbeti konusunda daha detaylı planlamalar yapabilir.
● Yedek mirasçı atama: Türk Medeni Kanunu'nun 520. maddesinde düzenlenen yedek mirasçı atama, atanmış mirasçının mirası reddetmesi, miras bırakandan önce ölmesi veya başka bir nedenle mirasçı olamaması durumunda, mirasın kime kalacağını belirleme imkanı sunar. Bu düzenleme, miras bırakanın asıl iradesinin gerçekleşmemesi halinde bile, malvarlığının istediği kişiye geçmesini güvence altına alır.
● Art mirasçı atama: Türk Medeni Kanunu'nun 521. maddesinde düzenlenen art mirasçı atama, mirasın belirli bir kişiye (ön mirasçı) geçtikten sonra, belirli bir koşulun gerçekleşmesi veya belirli bir sürenin dolmasıyla başka bir kişiye (art mirasçı) geçmesini öngörür. Bu mekanizma, miras bırakanın malvarlığının birkaç kuşak boyunca veya belirli şartlar altında nasıl yönetileceğini ve kime devredileceğini planlamasına olanak tanır. Örneğin, ileride doğacak çocukların da art vasiyet alacaklısı olarak mirasta hak sahibi olabileceği kabul edilmektedir.
Bu tür atamalar, miras bırakanın karmaşık aile yapıları, özel durumlar veya uzun vadeli hedefler doğrultusunda miras planlaması yapmasına olanak tanır.
F. Vakıf Kurulmasını Vasiyet Etme
Miras bırakan, vasiyetname yoluyla belirli bir amaca hizmet etmek üzere bir vakıf kurulmasını vasiyet edebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 526. maddesi bu yetkiyi düzenler. Bu, miras bırakanın malvarlığının sadece gerçek kişilere değil, aynı zamanda tüzel kişilere (vakıflar veya dernekler gibi) de bırakılabilmesi anlamına gelir.
Vakıf kurulması vasiyeti, miras bırakanın hayırseverlik, eğitim, sağlık, çevre koruma gibi toplumsal fayda sağlayan amaçlara yönelik kalıcı bir miras bırakma arzusunu gerçekleştirmesini sağlar. Bu tür vasiyetler, miras bırakanın kişisel mirasının ötesinde, toplumsal bir etki yaratma potansiyeli taşır ve miras hukukunun sosyal boyutunu vurgular. Vasiyetnamede, malvarlığının bırakılacağı kurumun tam adının veya vakfın amacının açıkça belirtilmesi, vasiyetin yerine getirilmesi açısından büyük önem taşır.
V. Vasiyetnameden Dönme ve Değiştirme
Miras bırakanın vasiyetnamesini düzenledikten sonra fikir değiştirmesi veya koşulların değişmesi durumunda, vasiyetnameden dönme veya vasiyetnameyi değiştirme hakkı mevcuttur. Bu hak, miras bırakanın irade özgürlüğünün temel bir yansımasıdır.
A. Tek Taraflı ve Serbestçe Dönme Hakkı
Vasiyetname, miras bırakanın ölümüne kadar her zaman serbestçe ve tek taraflı olarak değiştirilebilir veya tamamen geri alınabilir. Bu durum, vasiyetnamenin miras sözleşmesinin aksine tek taraflı bir işlem olmasından kaynaklanır. Vasiyetnamenin geri alınması veya değiştirilmesi için lehine vasiyet yapılan kişinin onayına veya iznine gerek yoktur.
Miras bırakanın sağken vasiyetnameyi değiştirmeyeceğine veya geri almayacağına ilişkin yapılan her türlü şart ve kayıt hukuken geçersizdir. Bu, miras bırakanın son arzularını son ana kadar özgürce belirleme hakkını korumayı amaçlar. Vasiyetçi, vasiyetnamesini değiştirmek veya iptal etmek için herhangi bir sebep göstermek zorunda değildir. Bu mutlak dönme hakkı, vasiyetnamenin ölümden sonra hüküm doğuran bir belge olması nedeniyle, miras bırakanın hayattayken malvarlığı üzerindeki tam kontrolünü sürdürmesini sağlar.
B. Vasiyetnamenin Tamamen veya Kısmen Değiştirilmesi/İptali Yöntemleri
Miras bırakan, vasiyetnamesini çeşitli yöntemlerle değiştirebilir veya iptal edebilir:
● Yeni Bir Vasiyetname Düzenleme: Miras bırakan, önceki vasiyetnameyi açıkça iptal eden veya onunla çelişen yeni bir vasiyetname düzenleyebilir. Bu durumda, yeni vasiyetname önceki vasiyetnameyi tamamen veya kısmen geçersiz kılar.
● Kısmi Değişiklikler: Miras bırakan, vasiyetnamenin tamamını iptal etmek yerine, sadece belirli kısımlarını değiştirebilir veya eklemeler yapabilir. Bu durumda, değiştirilmeyen veya eklenen kısımlar geçerliliğini korur. Birden fazla vasiyetnamenin bulunması halinde, bunlar arasında bir çelişki yoksa veya sonraki vasiyet önceki vasiyeti açıkça tamamlar nitelikte ise, her ikisi de geçerli olarak kabul edilebilir.
● Yok Ederek Geri Alma: Miras bırakan, vasiyetnameyi fiziksel olarak yok ederek (yırtarak, yakarak vb.) de geri alabilir. Bu eylem, miras bırakanın vasiyetnamesinden dönme iradesini açıkça gösterir.
C. Örtülü Dönme Halleri
Bazı durumlarda, miras bırakanın vasiyetnamesinden dönme iradesi açıkça beyan edilmese de, yaptığı eylemlerden örtülü olarak bu irade çıkarılabilir.
● Vasiyet Edilen Malın Elden Çıkarılması: Miras bırakan, vasiyet ile bir kişiye bıraktığı taşınmazı veya başka bir malı daha sonra devreder veya elden çıkarırsa, bu durum örtülü olarak vasiyetinden döndüğü anlamına gelir. Bu, miras bırakanın mal üzerindeki tasarruf yetkisini kullanarak vasiyetini fiilen geri almasıdır.
● Vasiyetnamenin Yok Olması: Vasiyetnamenin kaza sonucunda (örneğin yangın, deprem, su baskını gibi doğal afetler veya hayvanlar tarafından tahrip edilmesi) veya üçüncü bir kişinin kusuruyla yok olması mümkündür. Bu gibi durumlarda, miras bırakanın geri alma yönünde bir irade açıklaması bulunmadığından, vasiyetnamenin kendiliğinden hükümsüz kalması söz konusu değildir. Eğer yok olan vasiyetnamenin içeriği aynen ve tamamen belirlenebilirse, vasiyetname hüküm ifade etmeye devam edebilir. Ancak, içeriği belirlenemezse hükümsüz kalır. Bu ayrım, miras bırakanın iradesinin korunması açısından önemlidir ve kötü niyetli üçüncü kişilerin vasiyetnameyi yok etmesini engellemeye yöneliktir.
VI. Miras Bırakanın Ölümü Sonrası Süreç: Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması
Miras bırakanın vefatından sonra vasiyetnamenin hukuki sonuç doğurabilmesi için belirli yasal süreçlerden geçmesi gerekir. Bu süreç, vasiyetnamenin bulunması, Sulh Hukuk Mahkemesine teslimi, açılması ve ilgililere okunması aşamalarını içerir.
A. Vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesine Teslim Yükümlülüğü
Türk Medeni Kanunu'nun 595. maddesi gereği, miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen Sulh Hukuk Hakimine teslim edilmesi zorunludur. Bu yükümlülük, vasiyetnameyi elinde bulunduran herkes için geçerlidir. Bu kuralın amacı, vasiyetnamelerin gizlenmesini, tahrif edilmesini veya yok edilmesini önleyerek miras bırakanın son arzularının ortaya çıkmasını ve hukuka uygun bir şekilde işleme konulmasını sağlamaktır. Vasiyetname geçerli olsun ya da olmasın, her halükârda hâkime teslim edilmek zorundadır. Hâkim, vasiyetnameyi aldıktan sonra tereke için derhal gerekli önlemleri alır.
B. Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması Prosedürü
Vasiyetnamenin açılması ve okunması süreci, Türk Medeni Kanunu'nun 596. ve devamı maddeleri ile ilgili tüzüklerde düzenlenmiştir. Bu süreç, mirasçıların haklarını belirlemek ve mirasın paylaşımını düzenlemek için gereklidir.
1. Hâkimin İncelemesi ve İlgililere Bildirim
Vasiyetname, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi hâkimi tarafından açılır. Teslimden itibaren bir ay içinde vasiyetnamenin açılması ve ilgililere okunması gerekir. Bu bir aylık süre, hâkim için getirilmiş bir düzen hükmüdür; usulüne uygun şekilde davet yapılıp vasiyetname açılmışsa, bu sürenin geçirilmiş olması vasiyetnamenin geçerliliğine etki etmez.
Noter, kendisine teslim edilen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığını öncelikle kontrol eder. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer, vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere mahkeme tarafından çağrılır. Mahkemece gönderilecek davetiyelerin, tevdie konu vasiyetname örneğini ekli olarak içermesi ve usulüne uygun olması zorunludur. Adresleri bilinmeyen ilgililere ise vasiyetnamenin kendileriyle ilgili kısımları ilanen tebliğ olunur. İlgililerden bazılarının yurt dışında olması durumunda, vasiyetin açılması süresi bir aydan daha uzun sürebilir. Bu bildirim süreci, mirasçıların "hukuki dinlenilme hakkı"nı (HMK m. 27) sağlamak ve vasiyet içeriğinden haberdar olmalarını temin etmek açısından kritik öneme sahiptir.
2. Açılma ve Okunma İşlemi
Davet edilen günde, sulh hâkimi gelen mirasçılar huzurunda vasiyetnameyi açar. Davete rağmen hiçbir mirasçı gelmemiş olsa dahi vasiyetname açılır. Açılan vasiyetname okunur ve bu durumu tespit eden bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak, hâkim, zabıt kâtibi ve hazır bulunan ilgililerce imzalanır.
Vasiyetnamenin açılması davasının temel amacı, vasiyetnamede yer alan hususların belirlenmesi ve mirasçılara bildirilmesidir. Bu aşamada, vasiyetnamenin geçerliliğine veya içeriğine yönelik itirazlar davanın konusunu oluşturmaz. Vasiyetnamenin açılması ve okunması, mirasçıları ve lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirme ve yasal haklarını kullanmalarını temin etme amacını taşır. Açılan vasiyetname hâkim tarafından güvenilir bir yerde saklanır ve örneği ilgililere tebliğ edilir. Miras bırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.
VII. Vasiyetnamenin İptali ve Tenfizi
Vasiyetnamenin açılıp okunması süreci tamamlandıktan sonra, mirasçılar veya diğer ilgililer vasiyetnamenin geçerliliğine itiraz edebilir veya vasiyetin yerine getirilmesini talep edebilirler.
A. Vasiyetnamenin İptali Davası
Vasiyetnamenin iptali davası, ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Bu dava, vasiyetnamenin tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, vasiyetnameyi kendiliğinden geçersiz hale getirmez; ancak mahkeme kararıyla vasiyetname geriye dönük olarak ortadan kalkar.
1. İptal Sebepleri
Türk Medeni Kanunu'nda vasiyetnamenin iptali için dört temel sebep öngörülmüştür:
● Ehliyetsizlik: Vasiyetnamenin, miras bırakanın vasiyet düzenleme ehliyeti (ayırt etme gücü ve 15 yaşını doldurmuş olma) bulunmadığı bir sırada yapılmış olması. Özellikle ileri yaşlarda yapılan vasiyetnameler, akıl sağlığına ilişkin iddialar nedeniyle sıkça iptal davalarına konu olabilir.
● İrade Sakatlıkları: Vasiyetnamenin yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma veya zorlama (cebir) etkisi altında yapılmış olması. Miras bırakanın iradesinin özgürce oluşmadığı durumlarda vasiyetname geçersiz sayılabilir. Ancak, miras bırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.
● Hukuka veya Ahlaka Aykırılık: Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması. Örneğin, bir kişiyi yasa dışı bir eyleme zorlayan bir koşul içeren vasiyetname iptal edilebilir.
● Şekil Noksanlığı: Vasiyetnamenin, kanunda öngörülen şekil şartlarına (el yazısı, tarih, imza, tanık şartları vb.) uyulmadan yapılmış olması. Bilgisayar veya daktilo ile yazılan el yazılı vasiyetnameler, elektronik imza veya mühür kullanılan vasiyetnameler bu sebeple geçersizdir.
2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
3. Dava Açma Süresi
Vasiyetnamenin iptali davası açma süreleri hak düşürücü niteliktedir:
● Davacının ölüme bağlı tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık hak düşürücü süre başlar. Bu bir yıllık süre, vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılıp ilgililere okunmadan işlemeye başlamaz.
● İptal davası açma hakkı, her halükârda vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, kötü niyetli davalılara karşı ise yirmi yıl geçmekle düşer.
İptal davasının sonucu, sadece davayı açan yönünden hüküm ifade eder ve davanın taraflarını bağlar. Eğer vasiyetname iptal edilirse, vasiyetnamedeki hükümler geçersiz hale gelir ve miras bırakanın malvarlığı yasal mirasçılık kurallarına göre paylaşılır.
B. Vasiyetnamenin Tenfizi (Yerine Getirilmesi) Davası
Vasiyetnamenin tenfizi kavramı, Türk Medeni Kanunu'nda açıkça yer almamakla birlikte, Yargıtay içtihatlarında sıkça karşılaşılan ve uygulamada "vasiyetin yerine getirilmesi davası" olarak da adlandırılan bir dava türüdür. Bu dava, vasiyet alacaklısı tarafından açılır.
1. Tanımı ve Amacı
Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyetnamenin açılıp okunduğu, itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların reddedilmesi sonucunda kesinleştiğinin tespitine yönelik bir dava olup, vasiyet alacaklısının kendisine bırakılan malın teslimini veya tescilini talep etmesini sağlar. Bu dava, vasiyet alacaklısının miras bırakanın ölümünden sonra kendisine vasiyet edilen malvarlığı değeri üzerindeki hakkını hukuken güvence altına alması için gereklidir.
2. Dava Açma Şartları ve Kime Karşı Açılır
Vasiyetnamenin tenfizi davasının açılabilmesi için belirli şartlar aranır:
● Vasiyete konu belirli bir mal bırakılmış olmalıdır.
● Vasiyetname geçerli olmalıdır.
● Vasiyetname usulüne uygun olarak açılmış ve okunmuş olmalıdır.
● Vasiyetnamenin açılması davasının kesinleşmesinin ardından, atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklılarının mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alabilmesi için Türk Medeni Kanunu madde 598/2 uyarınca geçmesi zorunlu 1 aylık süre işlemeye başlamış olmalıdır.
Vasiyetin tenfizi davası, vasiyet bırakan kişinin tüm yasal mirasçılarına ve atanmış mirasçılarına karşı açılır. Davanın tüm mirasçılara karşı açılması, davanın doğru taraf ehliyetine sahip olması açısından önemlidir; aksi takdirde bozma sebebi olabilir.
3. Dava Açma Süresi
Vasiyet alacaklısı, kendisine bırakılan malın tebliğ edildiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde vasiyetnamenin tenfizi davası açmalıdır. Bu süre içinde dava açılmazsa, vasiyet alacaklısı dava açma hakkını kaybeder.
Vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa, bu davanın sonucu beklenmeden tenfiz davasında karar verilmesi hukuka aykırı olur. Tenfiz davası, vasiyetnamenin iptal edilmediği ve geçerliliğini koruduğu bir durumda anlam kazanır.
